Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

20 Soruda Tahliye Taahhütnamesi Nedir ? 2026

Tahliye Taahhütnamesi Örneği

Tahliye Taahhütnamesi Örneği 2026 tıklayınız.

Tahliye taahhütnamesi örneği hazırlanırken yalnızca matbu bir formun doldurulmasıyla yetinilmemeli; kiralananın fiilen teslim edildiği tarih, taahhüdün düzenlendiği tarih ve kararlaştırılan tahliye tarihi birbirinden açıkça ayrılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi uyarınca kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra belirli bir tarihte taşınmazı boşaltmayı yazılı olarak üstlenebilir. Bu nedenle teslimden önce alınan bir belge, üzerinde daha sonraki bir düzenleme tarihi yazılı olsa bile uyuşmazlık konusu olabilir.

Kısa ve sade bir tahliye taahhütnamesi örneği şu içerikte düzenlenebilir:

Kiracı olarak kullanmakta olduğum … adresindeki taşınmazı, herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın …/…/…… tarihinde boşaltarak kiraya verene teslim edeceğimi kabul ve taahhüt ederim.
Kiralananın teslim tarihi: …/…/……
Taahhüdün düzenlenme tarihi: …/…/……
Kiracının adı, soyadı/unvanı: …
T.C. kimlik veya vergi kimlik numarası: …
İmza: …

Birden fazla kiracı varsa belgenin tüm kiracılar tarafından imzalanması; tüzel kişi kiracılarda ise imzalayan kişinin güncel temsil ve ilzam yetkisinin bulunması gerekir. Tahliye tarihi gün, ay ve yıl gösterilecek biçimde belirli olmalıdır. Kiraya verenin imzası geçerlilik şartı değildir; çünkü tahliye taahhüdü esasen kiracının kiraya verene yönelttiği tek taraflı yazılı bir irade açıklamasıdır.

Noter işlemi zorunlu olmamakla birlikte imza, düzenleme tarihi ve belge içeriği konusunda çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltabilir. Bununla beraber noter onayı, teslimden önce alınmış bir taahhüdü kendiliğinden geçerli hâle getirmez. Belgenin hazırlanmasında tahliye taahhütnamesi ile kiracının tahliyesi sürecinin süre ve ispat kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Bu örnek genel bilgilendirme amacı taşır; her kira ilişkisinin tarihleri ve taraf yapısı ayrıca incelenmelidir.

Tahliye Taahhütnamesi Nedir?

Tahliye taahhütnamesi, kiracının hâlen kullanmakta olduğu kiralananı belirli bir tarihte boşaltıp kiraya verene teslim edeceğini yazılı olarak üstlendiği hukuki belgedir. Tahliye taahhütnamesinin temel kanuni dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin birinci fıkrasıdır. İlgili hüküm, kiralananın teslim edilmesinden sonra verilen yazılı taahhüde rağmen taşınmazın boşaltılmaması hâlinde kiraya verene dava veya icra yoluyla sözleşmeyi sona erdirme imkânı tanır.

Tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinin kendisi değildir. Kira sözleşmesi kiralananın kullanılması ve bunun karşılığında kira bedeli ödenmesine ilişkin karşılıklı borçlar doğururken tahliye taahhüdü, belirli bir tarihte boşaltma yükümlülüğü doğuran ayrı bir hukuki işlemdir. Başka bir deyişle kira ilişkisi devam ederken kiracı, ilerideki açık bir tarihte taşınmazı teslim edeceğini bildirir.

Belgenin bağlayıcılığı için yazılı olması, kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmesi, tahliye tarihinin belirli olması ve taahhüdün kiralananın tesliminden sonra düzenlenmesi gerekir. Kanunda noter şartı bulunmadığından adi yazılı belge de geçerli olabilir. Bununla birlikte imzanın veya tarihin inkâr edilmesi hâlinde belgenin düzenlenme biçimi, izlenecek yargılama yolunu ve ispat kolaylığını etkiler.

Tahliye taahhütnamesi, kiraya verene taşınmaza kendiliğinden girme, kiracının eşyasını çıkarma veya kapı kilidini değiştirme yetkisi vermez. Kiracı belirtilen tarihte taşınmazı boşaltmazsa tahliye ancak kanunda gösterilen icra veya dava yollarıyla gerçekleştirilebilir. Bu nedenle belge bağlayıcı olsa da zorla tahliye işleminin kamu gücü kullanılarak ve usulüne uygun biçimde yürütülmesi gerekir.

Görüldüğü üzere tahliye taahhütnamesi, kiracının korunması ile sözleşme serbestisi arasında denge kuran istisnai bir tahliye sebebidir. Geçerlilik şartları gerçekleşmediğinde yalnızca belgenin varlığı tahliye için yeterli olmaz.

Tahliye Taahhütnamesi Nasıl Hazırlanır?

Tahliye taahhütnamesi hazırlanırken öncelikle kiralananın kiracıya fiilen teslim edilip edilmediği belirlenmelidir. Kanunun aradığı ölçüt yalnızca kira sözleşmesinin imza tarihi değildir; taşınmazın kullanımının gerçekten kiracıya bırakıldığı teslim tarihi önem taşır. Örneğin kira sözleşmesi 1 Mart tarihinde imzalanmış, anahtar 10 Mart tarihinde verilmişse 10 Mart günü veya öncesinde alınan taahhüt geçerlilik tartışmasına yol açabilir.

Belge sade, anlaşılır ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlenmelidir. Tahliye taahhütnamesinde şu üç tarih birbirine karıştırılmamalıdır:

  1. Kira sözleşmesinin başlangıç ve kiralananın fiilî teslim tarihi,

  2. Tahliye taahhütnamesinin düzenlendiği tarih,

  3. Kiracının taşınmazı boşaltmayı üstlendiği tahliye tarihi.

Kiracının adı, soyadı veya ticaret unvanı, kiralananın ayırt edilebilir açık adresi ve kiracının imzası belgede bulunmalıdır. Kimlik numarası, iletişim bilgileri, kira sözleşmesinin tarihi ve anahtar teslim bilgisi zorunlu unsur sayılmasa da ispat bakımından yararlıdır. Birden fazla bağımsız bölüm veya taşınmaz kiralanmışsa hangi yerin tahliye edileceği ayrıca gösterilmelidir.

Tahliye taahhüdünün şarta bağlanması uygulamada ek uyuşmazlıklar doğurabilir. “Yeni ev bulunursa”, “kiraya veren istediğinde” veya “işler düzelince” gibi belirsiz ifadeler yerine gün, ay ve yıl içeren kesin bir tarih yazılmalıdır. İmza yetkili temsilci tarafından atılacaksa vekâletname veya temsil belgesinde tahliye taahhüdü verme yetkisinin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

Belgenin iki nüsha düzenlenmesi ve bir nüshasının kiracıda kalması, sonradan ekleme veya değiştirme iddialarını azaltır. Düzenleme ve tahliye tarihlerinin boş bırakılması otomatik geçersizlik yaratmasa da sonradan doldurma konusunda ciddi ispat uyuşmazlıklarına neden olabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boş bırakılan tarihlerin sonradan doldurulmasının tek başına geçersizlik doğurmadığını; anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının bunu ileri süren kiracı tarafından kanıtlanması gerektiğini kabul etmiştir.

Tahliye Taahhütnamesi Hangi Durumlarda Geçerlidir?

Tahliye taahhütnamesinin geçerliliği, belgenin yalnızca imzalanmış olmasına değil, kanunda öngörülen maddi ve şekli şartların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. İlk şart, taahhüdün yazılı olmasıdır. Sözlü olarak verilen “şu tarihte çıkarım” şeklindeki beyanlar tanıkla doğrulansa dahi Türk Borçlar Kanunu’nun aradığı yazılı tahliye taahhüdünün yerini tutmaz.

İkinci şart, taahhüdün kiralananın teslim edilmesinden sonra verilmesidir. Kiracının henüz taşınmazı kullanmaya başlamadan, kira sözleşmesinin kurulması veya anahtarın teslim edilmesi için belge imzalamaya zorlandığı durumlarda serbest iradeden söz edilemeyebilir. Bununla birlikte her “kira sözleşmesiyle aynı tarihli” belge kendiliğinden geçersiz değildir. Yenilenen kira sözleşmeleri, daha önce teslim edilmiş taşınmazlar veya fiilî teslimin sözleşmeden önce gerçekleştiği durumlar ayrıca değerlendirilir.

Üçüncü şart, tahliye tarihinin belirli olmasıdır. Kiracının hangi gün itibarıyla taşınmazı boşaltacağını objektif olarak anlaşılır kılmayan belgeler tahliye talebine dayanak oluşturmaz. Tahliye tarihi metinde açıkça yazılabileceği gibi tereddütsüz biçimde hesaplanabilen bir tarih de tartışılabilir; ancak uygulamada gün, ay ve yıl yazılması en güvenli yöntemdir.

Dördüncü şart, taahhüdün kiracı veya bu konuda yetkili temsilcisi tarafından verilmesidir. Birden fazla kiracının bulunduğu sözleşmelerde yalnızca bir kiracının imzası, bölünemez nitelikteki tahliye borcu bakımından kural olarak yeterli değildir. Tüzel kişi kiracılarda da şirket çalışanının veya yetkisiz ortağın imzası şirketi bağlamaz.

Son olarak irade açıklamasının aldatma, korkutma veya hukuka aykırı baskı sonucu verilmemiş olması gerekir. Buna karşılık baskı iddiasının yalnızca ileri sürülmesi belgeyi geçersiz hâle getirmez; iddianın usul kuralları çerçevesinde ispatlanması gerekir. Boş imzalanıp teslim edilen belgelerde de tarihlerin sonradan yazılmış olması tek başına geçersizlik nedeni kabul edilmemektedir.

Tahliye Taahhütnamesi Hangi Taraflar Arasında İmzalanır?

Tahliye taahhütnamesi, kira ilişkisinin kiracı tarafında bulunan kişi tarafından kiraya verene karşı düzenlenir. Hukuki niteliği itibarıyla kiracının tek taraflı yazılı taahhüdüdür. Bu nedenle geçerlilik için kiraya verenin belgeyi ayrıca imzalaması zorunlu değildir. Bununla birlikte kiraya verenin teslim aldığına dair tarih ve imza koyması, belgenin ne zaman kendisine ulaştığını göstermesi bakımından yararlı olabilir.

Kira sözleşmesinde birden fazla kiracı bulunuyorsa tahliye taahhüdünün bütün kiracılar tarafından verilmesi gerekir. Çünkü kiralananın tahliyesi bölünerek yerine getirilebilecek bir borç değildir. Örneğin konutu iki kişi birlikte kiracı sıfatıyla imzalamışsa yalnızca birinin verdiği taahhüt, diğer kiracı yönünden sonuç doğurmaz. Kiracılardan birinin diğerleri adına işlem yapması ancak geçerli bir temsil yetkisine dayanması hâlinde mümkündür.

Kira sözleşmesinde yalnızca bir eş kiracı olarak görünüyorsa aile konutuna ilişkin özel hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır. Kiracı olmayan eş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi uyarınca kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı hâline gelebilir. Ancak 2025 tarihli güncel Yargıtay yaklaşımına göre bu bildirimin, daha önce usulüne uygun biçimde verilmiş bir tahliye taahhüdünü geriye etkili olarak geçersiz hâle getirmesi mümkün değildir. Bildirim taahhütten önce yapılmışsa taraf sıfatı ve imza gerekliliği farklı değerlendirilecektir.

Tüzel kişi kiracılarda taahhüdün şirketi temsile yetkili organ veya temsilci tarafından imzalanması gerekir. Temsil yetkisinin müşterek imzaya bağlandığı hâllerde tek imza yeterli olmaz. Gerçek kişi kiracı adına vekil imzalayacaksa vekâletnamede bu işleme ilişkin yeterli yetki bulunmalıdır.

Tahliye taahhüdünün muhatabı kural olarak kiraya verendir. Taşınmaz sonradan satılmışsa yeni malik, kira sözleşmesinin tarafı hâline gelmesi ve önceki kiraya verenin halefi olması nedeniyle koşulları varsa mevcut taahhüde dayanabilir. Malik ile kiraya verenin farklı kişiler olduğu durumlarda ise talep hakkı ayrıca incelenmelidir.

Tahliye Taahhütnamesi Noter Onaylı Olmak Zorunda mı?

Tahliye taahhütnamesinin noter huzurunda düzenlenmesi veya noter tarafından onaylanması zorunlu değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinde yalnızca yazılı şekil öngörülmüş, resmî şekil şartı getirilmemiştir. Bu nedenle kiracı tarafından imzalanmış adi yazılı bir tahliye taahhütnamesi de diğer geçerlilik şartlarını taşıyorsa hukuki sonuç doğurabilir.

Noter işleminin önemi, geçerlilikten çok ispat gücünde ortaya çıkar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 204. maddesi uyarınca düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği kanıtlanıncaya kadar kesin delil niteliğindedir. Noterin yalnızca imzayı onayladığı belgelerde ise imzanın ilgili kişiye ait olduğu ve onay tarihi güçlü biçimde belgelenir. Bu nedenle her noter işleminin kapsamı aynı değildir.

Önceki metinlerde noter onaylı tahliye taahhütnamesinin HMK’nın 205. maddesi kapsamında kesin delil olduğu yönünde açıklamalarla karşılaşılabilmektedir. Güncel ve daha isabetli hukuki dayanak, resmî senetlerin ispat gücünü düzenleyen HMK’nın 204. maddesidir. HMK’nın 205. maddesi ise mahkeme huzurunda ikrar edilen veya inkâr edilmeyen adi senetlerin ispat gücüyle ilgilidir.

Noter onayı, kiralananın tesliminden önce alınan, tahliye tarihi belirsiz olan veya yetkisiz kişi tarafından imzalanan bir taahhüdü geçerli hâle getirmez. Başka bir deyişle noterlik işlemi, belgenin maddi geçerlilik şartlarındaki eksikliği gidermez. Yalnızca imza ve tarih tartışmalarını önemli ölçüde sınırlandırabilir.

İcra takibinde kiracı imzaya veya tarihe itiraz ederse belgenin noterlikte düzenlenmiş olması, kiraya verenin icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemesini kolaylaştırabilir. Adi yazılı belgede imza açıkça inkâr edildiğinde uyuşmazlığın genel mahkemede görülmesi gerekebilir. Bu nedenle noter şart olmamakla birlikte belgenin ispat gücü, izlenecek yol ve yargılama süresi üzerinde etkili olabilir.

Tahliye Taahhütnamesi İçin Yazılı Şekil Şart mı?

Tahliye taahhütnamesinde yazılı şekil, kanuni bir geçerlilik şartıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi kiracının kiralananı belirli tarihte boşaltmayı “yazılı olarak” üstlenmesini aramaktadır. Bu nedenle telefon görüşmesinde, yüz yüze konuşmada veya yalnızca tanıkların bulunduğu ortamda verilen sözlü tahliye sözü bu hüküm kapsamında tahliye sebebi oluşturmaz.

Yazılılık şartının yerine gelmesi için belgenin mutlaka noterlikte hazırlanması gerekmez. Kiracı tarafından imzalanan el yazısı veya bilgisayar çıktısı bir metin yeterli olabilir. Elektronik ortamda verilen beyanların aynı sonucu doğurup doğurmayacağı ise kullanılan elektronik imzanın niteliğine göre değerlendirilir. Güvenli elektronik imza, kanunen elle atılan imzayla aynı sonucu doğurabilse de sıradan e-posta, mesaj veya ekran görüntüsü her durumda tahliye taahhütnamesi yerine geçmez.

Belgenin tamamının kiracının el yazısıyla yazılması zorunlu değildir. Metin matbu olarak hazırlanabilir; ancak kiracının imzasını taşımalıdır. İmza yerine yalnızca ad ve soyadın yazılması, parmak izi kullanılması veya elektronik işaret konulması hâllerinde genel imza ve ispat kuralları ayrıca incelenir. Tüzel kişilerde kaşe tek başına yeterli olmayıp yetkili kişinin imzası aranır.

Yazılı şekil şartı yalnızca taahhüdün varlığını değil, tahliye tarihinin belirlenebilir olmasını da kapsar. Belge üzerinde “istenildiğinde çıkacağım” veya “kira süresi bitince tahliye edeceğim” gibi ifadeler bulunması, belirli bir tarihin varlığını göstermeyebilir. Tahliye gününün metinden tereddütsüz anlaşılması gerekir.

Öte yandan kiracının imzaladığı belgede düzenleme veya tahliye tarihinin sonradan doldurulması, belgenin yazılılık niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, açığa atılan imzanın üzerinin anlaşmaya uygun doldurulduğu kabulünden hareket etmekte ve aykırılık iddiasının kiracı tarafından ispatlanmasını aramaktadır. Bu yaklaşım nedeniyle tarih kısımları boş belgelerin imzalanması her iki taraf açısından da önemli risk taşır.

Tahliye Taahhütnamesinde Hangi Bilgiler Yer Almalıdır?

Tahliye taahhütnamesinin geçerli ve uygulanabilir olması için belgenin hangi kira ilişkisine, hangi kiracıya ve hangi taşınmaza ait olduğunun açıkça anlaşılması gerekir. Kanun, ayrıntılı bir form listesi öngörmemekle birlikte uygulamada taraf ve taşınmaz bilgilerinin eksiksiz yazılması ispat sorunlarını azaltır.

Belgede kiracının adı, soyadı veya tüzel kişi unvanı ile imzası mutlaka bulunmalıdır. T.C. kimlik numarası ya da vergi kimlik numarası, adres ve telefon bilgileri geçerliliğin zorunlu unsuru değildir; ancak aynı isimli kişiler veya temsil tartışmaları bakımından faydalıdır. Tüzel kişi kiracılarda imzalayan kişinin adı, görevi ve temsil yetkisinin dayanağı belirtilmelidir.

Kiralananın ili, ilçesi, mahallesi, cadde veya sokak adı, bina ve bağımsız bölüm numarası yazılmalıdır. Tapu bilgileri şart değildir; fakat adresin tek başına yeterince ayırt edici olmadığı hâllerde ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri eklenebilir. Kiracı birden fazla yeri kullanıyorsa taahhüdün hangi taşınmazı kapsadığı açıkça gösterilmelidir.

Tahliye taahhütnamesinde özellikle üç bilgi önem taşır: kiralananın teslim tarihi, taahhüdün düzenlenme tarihi ve belirlenen tahliye tarihi. Teslim tarihinin belgeye yazılması zorunlu olmamakla birlikte taahhüdün teslimden sonra verildiğini göstermeye yardımcı olur. Düzenleme ve tahliye tarihlerinin gün, ay ve yıl olarak yazılması gerekir.

Metinde kiracının belirtilen tarihte taşınmazı boşaltıp anahtarları kiraya verene teslim edeceği açıkça ifade edilmelidir. “Çıkmayı düşünüyorum” veya “uygun olursa boşaltacağım” gibi irade açıklamaları kesin taahhüt niteliği taşımayabilir.

Belgenin kaç nüsha düzenlendiği ve bir nüshasının kiracıya teslim edildiği de yazılabilir. Sonradan ekleme yapılmasını önlemek için boş alanların çizilmesi, sayfaların paraflanması ve düzeltmelerin taraflarca ayrıca imzalanması ispat güvenliğini artırır. Ancak zorunlu olmayan bilgilerin eksikliği ile tahliye tarihi veya kiracı imzası gibi temel unsurların eksikliği aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Tahliye Taahhütnamesi Hangi Tarihte Düzenlenmelidir?

Tahliye taahhütnamesi, kiralananın kiracıya fiilen teslim edilmesinden sonra düzenlenmelidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi bakımından belirleyici olan, kiracının taşınmaz üzerinde kullanım hâkimiyetini kazandığı andır. Bu nedenle yalnızca kira sözleşmesinde yazılı başlangıç tarihine bakılarak kesin sonuca varılamaz.

İlk kira sözleşmesi imzalanırken ve anahtar henüz kiracıya verilmemişken alınan tahliye taahhüdü, kiracının taşınmazı kiralayamama baskısı altında bulunduğu gerekçesiyle geçersiz kabul edilebilir. Kira sözleşmesinin 1 Nisan, fiilî teslimin 5 Nisan olduğu bir olayda 5 Nisan tarihli taahhüt de “teslimden sonra” şartını karşılamayabilir. Taahhüdün teslimi izleyen gerçek bir zamanda verilmesi gerekir.

Kanunda teslimden sonra beklenmesi gereken asgari bir gün veya ay sayısı açıkça düzenlenmemiştir. Buna rağmen taahhüdün sözleşmeden bir gün sonra alınması dahi somut olayın şartlarına göre baskı ve fiilî teslim yönünden incelenebilir. Öte yandan taşınmazı uzun süredir kullanan kiracının yenileme sözleşmesiyle aynı tarihte verdiği taahhüt, ilk kira ilişkisindeki durumdan farklı değerlendirilebilir.

Belgede düzenleme tarihinin gerçek durumu yansıtması önemlidir. Kira sözleşmesiyle birlikte imzalatılan tarihsiz bir taahhüdün sonradan farklı tarih yazılarak kullanılması hâlinde kiracı, belgenin teslimden önce alındığını ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatlamaya çalışabilir. Yargıtay uygulamasında imzalı boş belgenin sonradan doldurulması otomatik geçersizlik nedeni değildir; bu nedenle kiracı açısından ispat yükü ağırlaşabilir.

Tahliye tarihi ise düzenleme tarihinden sonraki belirli bir tarih olmalıdır. Taahhüdün geçmiş bir tarihe veya düzenlendiği gün gerçekleşmesi fiilen mümkün olmayan bir tarihe bağlanması belgenin içeriği hakkında tereddüt yaratır. Bu noktada kira sözleşmesi, anahtar teslim tutanağı, banka kayıtları, yazışmalar ve noter belgeleri birlikte değerlendirilebilir.

Tahliye Taahhütnamesi ile Tahliye Süreci Nasıl İşler?

Kiracı, tahliye taahhütnamesinde belirtilen tarihte taşınmazı boşaltmazsa kiraya verenin iki temel yolu vardır: ilamsız icra yoluyla tahliye takibi başlatmak veya sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açmak. Her iki yol bakımından da Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinde öngörülen bir aylık süre önemlidir. Başvuru, taahhüt edilen tahliye tarihinden başlayarak bir ay içinde yapılmalıdır.

İlamsız icra yolu tercih edildiğinde kiraya veren, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 272 ve devamı maddeleri kapsamında icra dairesine başvurur. Kiracıya Örnek No. 14 tahliye emri gönderilir. Tahliye emrinde kiracıdan taşınmazı on beş gün içinde boşaltması istenir; kiracı, emrin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir.

Kiracı süresinde itiraz ederse takip durur. Taahhütname noterlikçe düzenlenmişse veya kiracı imzayı ve tarihi kabul ediyorsa kiraya veren, koşulları bulunması hâlinde icra hukuk mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteyebilir. İmza veya tarih adi yazılı belgede inkâr edilmişse uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali ve tahliye davasıyla çözülmesi gerekebilir. İlamsız icra takibi seçeneğinde belgenin niteliği bu nedenle önem taşır.

Doğrudan sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılacaksa 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerekir. Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi ise bu zorunluluğun istisnasıdır. İcra takibine bağlı icra hukuk mahkemesi süreci ile genel mahkemede açılacak itirazın iptali davasının arabuluculuk bakımından aynı olmadığı dikkate alınmalıdır.

Arabuluculukta geçen süre, 6325 sayılı Kanun’un 16. maddesi gereğince hak düşürücü süre hesabında dikkate alınmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 3 Aralık 2025 tarihli kararı da bu sonucu açıkça benimsemiştir.

Tahliye Taahhütnamesi Hukuken Bağlayıcı mıdır?

Geçerlilik şartlarını taşıyan tahliye taahhütnamesi hukuken bağlayıcıdır. Kiracı, kiralananın tesliminden sonra, serbest iradesiyle ve yazılı olarak belirli bir tarihte taşınmazı boşaltmayı üstlendiğinde bu beyanıyla bağlı hâle gelir. Belirlenen tarihte taşınmaz tahliye edilmezse kiraya veren bir aylık süre içinde icra veya dava yoluna başvurabilir.

Bağlayıcılık, kiraya verenin taşınmazı doğrudan boşaltabileceği anlamına gelmez. Kiracının eşyalarının çıkarılması, elektriğin veya suyun kesilmesi, kapı kilidinin değiştirilmesi ya da kiracının taşınmaza girişinin engellenmesi hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir. Tahliye taahhüdünün yerine getirilmemesi hâlinde kanuni takip yolları kullanılmalıdır.

Belgenin bağlayıcı olup olmadığı değerlendirilirken şekli görünümden çok düzenlenme koşulları önem taşır. Kiralanan henüz teslim edilmeden alınan, belirli tahliye tarihi içermeyen veya kiracı tarafından imzalanmamış bir metin geçerli tahliye taahhüdü sayılmaz. Aynı şekilde yetkisiz şirket çalışanının imzaladığı belge, tüzel kişi kiracıyı bağlamayabilir.

Boş bırakılmış düzenleme ve tahliye tarihlerinin sonradan doldurulması ise tek başına bağlayıcılığı ortadan kaldırmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, imzalı boş belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri süren kiracının bu iddiasını kanıtlaması gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla kiracının “tarih sonradan yazıldı” savunması, başka delillerle desteklenmediğinde yeterli olmayabilir.

Taahhütten sonra tarafların yeni bir kira sözleşmesi yapması ise farklı bir durumdur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 5 Mayıs 2026 tarihli ve 18 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararında, tarafların tahliye taahhüdünden sonra yeni bir kira sözleşmesiyle ilişkiyi yenilemesinin önceki taahhüdü hükümsüz bırakabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle bağlayıcılık yalnızca belgenin ilk düzenlendiği ana göre değil, sonradan yapılan sözleşme ve anlaşmalarla birlikte incelenmelidir.

Tahliye Taahhütnamesi İptal Edilebilir mi?

Tahliye taahhütnamesinin “iptali” ifadesi uygulamada geniş anlamda kullanılmaktadır. Hukuken belgenin geçersizliği ileri sürülebileceği gibi yanılma, aldatma veya korkutma nedeniyle taahhütle bağlı olunmadığı da savunulabilir. Ayrıca taraflar karşılıklı anlaşarak taahhüdü geri alabilir veya yeni bir kira sözleşmesiyle önceki hukuki durumu değiştirebilir.

Kiracı, belgenin kiralananın tesliminden önce alındığını, imzanın kendisine ait olmadığını, tahliye tarihinin belirsiz olduğunu veya imzalayan temsilcinin yetkisiz bulunduğunu ileri sürebilir. Bu hâllerde tartışma çoğunlukla belgenin baştan itibaren geçerli bir tahliye taahhüdü oluşturup oluşturmadığı üzerindedir.

Aldatma veya korkutma iddiasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 39. maddesi önem taşır. İlgili hüküm uyarınca yanılma veya aldatmanın öğrenilmesinden ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığının bildirilmemesi, işlemin onandığı sonucunu doğurabilir. Bu nedenle baskı veya hile iddiasının takip başlayana kadar hiçbir işlem yapılmadan bekletilmesi hak kaybı yaratabilir.

Belgenin iptali için her durumda ayrı ve bağımsız bir dava açılması zorunlu değildir. Kiracı, kendisine gönderilen tahliye emrine süresinde itiraz edebilir veya tahliye davasında geçersizlik savunmasını ileri sürebilir. Bununla beraber somut olayın niteliğine göre menfi tespit, sahtelik veya irade bozukluğuna dayalı başka talepler gündeme gelebilir.

Tarafların tahliye tarihini ertelemeleri, taahhüdü kaldırmaları veya yeni kira sözleşmesi yapmaları da yazılı biçimde belgelenmelidir. Yargıtayın 2026 tarihli güncel yaklaşımı, taahhütten sonra taraflarca kabul edilen yeni kira sözleşmesinin eski taahhüdü hükümsüz bırakabileceğini göstermektedir.

Görüldüğü üzere tahliye taahhütnamesi tek taraflı bir beyan olmakla birlikte hiçbir koşulda geri dönülemez bir belge değildir. Ancak kiracının sonradan tek başına “vazgeçtim” demesi, geçerli taahhüdü ortadan kaldırmaz.

Kiracı, Tahliye Taahhütnamesini İmzalamak Zorunda mı?

Kiracı, tahliye taahhütnamesini imzalamaya hukuken zorlanamaz. Türk Borçlar Kanunu, tahliye taahhüdünü kira sözleşmesinin kurulması için zorunlu bir unsur olarak düzenlememiştir. Taraflar tahliye taahhüdü olmadan da geçerli bir konut veya çatılı işyeri kira sözleşmesi kurabilir.

Kiraya veren, sözleşme serbestisi çerçevesinde taşınmazını kiraya verip vermemeye karar verebilir; ancak kiracının henüz taşınmazı teslim almadan önce imzalamak zorunda bırakıldığı taahhüt, Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesindeki koruma nedeniyle geçerli sayılmayabilir. Kanunun taahhüdün teslimden sonra verilmesini aramasının temel amacı, kiracının konutu veya işyerini elde edebilmek için baskı altında imza atmasını önlemektir.

Kiracıdan boş tarihli bir belge veya yalnızca imzalı boş kâğıt alınması ayrıca risklidir. Güncel Yargıtay yaklaşımında boş bırakılan alanların sonradan doldurulması tek başına geçersizlik sebebi olmadığından, kiracı anlaşmaya aykırı doldurma iddiasını ispat etmek zorunda kalabilir. Bu nedenle içeriği ve tarihleri tamamlanmamış belgelerin imzalanmaması gerekir.

Kiracının taahhüdü imzaladıktan sonra yalnızca “istemeden imzaladım” demesi belgenin bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Korkutma, aldatma veya hukuka aykırı baskı iddiası somut delillerle desteklenmelidir. Kira bedelinin artırılması teklif edilmesi, tarafların pazarlık yapması veya kiraya verenin kanuni haklarını kullanacağını bildirmesi her durumda tehdit sayılmaz; davranışın niteliği somut olayda değerlendirilir.

Öte yandan kiraya veren de kiracıyı fiilen zorlayamaz, tehdit edemez veya belgeyi hileli biçimde imzalatamaz. Böyle bir davranış işlemin özel hukuk bakımından bağlayıcılığını etkileyebileceği gibi şartlarına göre ceza hukuku yönünden de sonuç doğurabilir.

Kiracının hakları ve tahliye sebepleri birlikte değerlendirilirken kira sözleşmesinden doğan kiracı hakları ile taahhüdün düzenlenme koşulları birbirinden ayrılmalıdır.

Tahliye Taahhütnamesi Tek Taraflı Olarak Düzenlenebilir mi?

Tahliye taahhütnamesi hukuki niteliği itibarıyla kiracının tek taraflı yazılı irade açıklamasıdır. Bu nedenle “tek taraflı olarak düzenlenemez” şeklindeki yaygın ifade isabetli değildir. Belgenin geçerli olması için kiraya verenin imzası zorunlu olmayıp kiracının belirli tarihte tahliye iradesini yazılı olarak açıklaması ve bu beyanı kiraya verene yöneltmesi yeterlidir.

Tek taraflı olması, kiraya verenin kiracı adına belge hazırlayıp imzasız biçimde kullanabileceği anlamına gelmez. Taahhüt mutlaka kiracı veya geçerli şekilde yetkilendirilmiş temsilcisi tarafından imzalanmalıdır. Kiraya veren tarafından hazırlanmış fakat kiracının imzasını taşımayan bir metin tahliye taahhütnamesi oluşturmaz.

Kiraya verenin belgeyi imzalaması, taahhüdün kabul edildiğini veya teslim alındığını gösterebilir; fakat bu imza geçerlilik şartı değildir. Kiracı taahhüdü tek taraflı olarak verebilse de taahhüt kiraya verene ulaşmadan hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı, genel irade açıklaması kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Bu nedenle belgenin hangi tarihte teslim edildiğinin ispatlanması önem taşıyabilir.

Kiracı, geçerli taahhüdü verdikten sonra tek taraflı biçimde geri alamaz. Başka bir deyişle işlemin kurulması için tek taraflı irade yeterli olsa da bundan dönülmesi kural olarak kiraya verenin kabulünü gerektirir. Taraflar yazılı bir anlaşmayla taahhüdü kaldırabilir, tahliye tarihini değiştirebilir veya yeni bir kira sözleşmesi yapabilir.

Birden fazla kiracının bulunduğu kira ilişkisinde ise tek bir kiracının açıklaması bütün kiracılar adına sonuç doğurmaz. Tahliye borcu bölünemez olduğundan her kiracının imzası veya diğer kiracılar adına geçerli temsil yetkisi aranır. Aynı şekilde şirket kiracılarda tek taraflı açıklamanın şirketi bağlaması, imzalayan kişinin temsil yetkisine bağlıdır.

Görüldüğü üzere “tek taraflılık” belgenin hukuki yapısını ifade eder; geçerlilik şartlarının ve bütün kiracıların katılımının aranmayacağı anlamına gelmez.

Tahliye Taahhütnamesi İmzalarken Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Tahliye taahhütnamesi imzalanırken öncelikle belgenin hangi tarihte ve hangi koşullarda düzenlendiği kontrol edilmelidir. Kiralanan henüz teslim edilmemişse veya anahtarın verilebilmesi için taahhüt şart koşuluyorsa belgenin geçerliliği sonradan tartışılabilir. Buna rağmen böyle bir belgeyi imzalayan kiracının teslimden önce imzalandığını ispatlaması zorlaşabileceğinden tarihler gerçeğe uygun biçimde yazılmalıdır.

Kiracı ve kiraya veren özellikle şu hususları kontrol etmelidir:

  1. Kiralananın açık adresi, teslim tarihi, düzenleme tarihi ve tahliye tarihi eksiksiz olmalıdır.

  2. Belge tüm kiracılar veya yetkili temsilcileri tarafından imzalanmalıdır.

  3. Boş alan bırakılmamalı, düzeltmeler paraflanmalı ve her tarafa bir nüsha verilmelidir.

Tahliye tarihinin “kira dönemi sonunda”, “gerektiğinde” veya “kiraya veren istediğinde” gibi belirsiz ifadelerle yazılması uyuşmazlık doğurabilir. Gün, ay ve yıl açıkça gösterilmelidir. Taşınmazın birden fazla bağımsız bölümden oluşması hâlinde kapsamın açıkça belirtilmesi gerekir.

Kiracı, imzaladığı belgenin bir örneğini mutlaka almalıdır. Uygulamada tek nüsha düzenlenen belgelerde sonradan ekleme, tarih değişikliği veya farklı metin kullanıldığı iddiaları ortaya çıkabilmektedir. Noter onayı zorunlu olmamakla birlikte imza ve tarih tartışmalarını azaltabilir. Ancak noterlik işleminin türü ve belgenin teslimden sonra düzenlenip düzenlenmediği ayrıca önem taşır.

Kiraya veren bakımından en önemli konu, tahliye tarihinden itibaren bir aylık başvuru süresidir. Belge ne kadar güçlü olursa olsun süre kaçırılırsa o taahhüde dayanılarak tahliye talebi reddedilebilir. Dava açılacaksa zorunlu arabuluculuk, icra yoluna başvurulacaksa uygun takip türü seçilmelidir.

Sonradan yeni kira sözleşmesi yapılması, taahhüdün kaldırılması veya tahliye tarihinin değiştirilmesi yazılı biçimde belgelenmelidir. Yargıtayın 2026 tarihli kararında yeni sözleşmenin önceki taahhüdü hükümsüz bırakabileceği kabul edildiğinden, “yalnızca kira bedelini güncelliyoruz” düşüncesiyle imzalanan yeni metnin hukuki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Tahliye Taahhütnamesi Hangi Yasal Mevzuata Tabidir?

Tahliye taahhütnamesinin temel maddi hukuk dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesidir. Bu hüküm, kiracının kiralananın tesliminden sonra belirli tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesine rağmen taşınmazı tahliye etmemesi hâlinde kiraya verenin bir ay içinde icra veya dava yoluna başvurabileceğini düzenler.

Tahliye taahhütnamesine dayalı ilamsız icra süreci, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 272 ila 275. maddelerine tabidir. Tahliye emrinin içeriği, kiracının yedi günlük itiraz hakkı, itirazın takibi durdurması ve itirazın kaldırılması şartları bu hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Taşınmazda üçüncü kişinin bulunması hâlinde İcra ve İflas Kanunu’nun 276. maddesi de gündeme gelebilir.

Sulh hukuk mahkemesinde açılacak tahliye davası bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır. Görevli mahkeme, aynı Kanun’un 4. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemesidir. İspat yükü, senetlerin delil niteliği ve noter belgelerinin ispat gücü de Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre belirlenir.

1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan davalarda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi gereğince arabuluculuk dava şartıdır. Ancak taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesi bu zorunluluğun dışında tutulmuştur. Genel mahkemede açılacak tahliye veya itirazın iptali davalarında ise arabuluculuk şartı dikkate alınmalıdır.

İrade bozukluğu iddialarında Türk Borçlar Kanunu’nun 30 ila 39. maddeleri; aile konutu uyuşmazlıklarında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 349. maddesi uygulanabilir. Temsil, tüzel kişi yetkisi ve yeni malikin durumu da olayın niteliğine göre ilgili özel hükümlerle birlikte incelenir.

Bu nedenle tahliye taahhütnamesi yalnızca TBK’nın 352. maddesinden ibaret bir konu değildir; maddi hukuk, icra hukuku, usul hukuku ve arabuluculuk kuralları birlikte uygulanır.

Tahliye Taahhütnamesi İmzalandıktan Sonra Kiracı Tahliye Olmazsa Ne Yapılır?

Kiracı taahhüt edilen tarihte taşınmazı boşaltmazsa kiraya verenin kendiliğinden tahliye yapması mümkün değildir. Kiracıya ait eşyaların dışarı çıkarılması, kapı kilidinin değiştirilmesi veya taşınmaza girişin engellenmesi yerine kanunda gösterilen icra veya dava yollarından biri kullanılmalıdır.

Birinci seçenek, tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra dairesinde ilamsız tahliye takibi başlatmaktır. İcra dairesi kiracıya Örnek No. 14 tahliye emri gönderir. Kiracının tahliye emrine tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz hakkı vardır. İtiraz edilmezse tahliye emrinde gösterilen on beş günlük sürenin dolmasından sonra cebrî tahliye istenebilir.

Kiracı itiraz ederse takip durur. İtirazın kaldırılmasının icra hukuk mahkemesinden istenip istenemeyeceği belgenin niteliğine bağlıdır. Noterlikçe düzenlenmiş taahhüt veya kiracının imzasını ve tarihini kabul ettiği belge varsa icra mahkemesi yolu kullanılabilir. Adi yazılı belgedeki imza açıkça inkâr edilmişse itirazın iptali davası ve tahliye talebiyle sulh hukuk mahkemesine başvurulması gerekebilir.

İkinci seçenek, doğrudan sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açmaktır. Bu yol seçilecekse dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmalıdır. Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa son tutanak dava dilekçesine eklenir. Arabulucuya hiç başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Tahliye tarihinden itibaren bir aylık süre her iki yol için de önemlidir. Arabuluculuk sürecinde geçen zaman hak düşürücü sürenin hesabında dikkate alınmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 3 Aralık 2025 tarihli kararı, arabuluculuk başvurusu ile son tutanak arasındaki sürenin dava açma süresine eklenmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

Somut olayda hangi yolun daha uygun olduğu; imzanın inkâr edilip edilmediğine, belgenin noterlikte düzenlenip düzenlenmediğine ve sürelerin durumuna göre belirlenmelidir.

Tahliye Taahhütnamesi İmzalatırken Baskı veya Tehdit İddiası Nasıl Kanıtlanır?

Tahliye taahhütnamesinin korkutma, tehdit, aldatma veya hukuka aykırı baskı altında imzalandığını ileri süren taraf, kural olarak bu iddiasını ispatlamalıdır. Yalnızca “imzalamaya mecbur kaldım” şeklindeki soyut açıklama, imzası kabul edilen yazılı belgenin etkisini ortadan kaldırmaya yeterli olmayabilir.

İspat bakımından olayın gerçekleştiği döneme ait yazışmalar, e-postalar, hukuka uygun şekilde elde edilmiş mesaj kayıtları, noter ihtarnameleri, sağlık raporları, kolluk başvuruları ve tanık anlatımları değerlendirilebilir. Delilin hukuka uygun elde edilmiş olması gerekir. Gizlice alınmış ses veya görüntü kayıtlarının kullanılabilirliği, başka türlü delil elde etme imkânı ve kayıt koşulları yönünden somut olayda ayrıca incelenir.

Korkutma iddiası ile kira sözleşmesi yapılmazsa taşınmazın kiraya verilmeyeceğinin bildirilmesi aynı şey değildir. Kanun, ilk teslimden önce alınan taahhüdü zaten özel olarak koruma dışında bırakmaktadır. Buna karşılık kiracının canına, malına veya yakınlarına yönelik ciddi zarar tehdidi altında imza atması irade sakatlığı oluşturabilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 39. maddesi uyarınca korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından veya aldatmanın öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde işlemle bağlı olunmadığının bildirilmesi önem taşır. Kiracının uzun süre taahhüde itiraz etmemesi ve ancak tahliye takibi başladıktan sonra baskı iddiasında bulunması, olayın bütün koşullarıyla birlikte değerlendirilir.

Belgenin kira sözleşmesiyle aynı anda veya anahtar tesliminden önce imzalandığını gösteren tarihli yazışmalar, teslim tutanağı ve banka kayıtları da baskı iddiasından bağımsız biçimde geçersizlik savunmasını destekleyebilir. Öte yandan tarihsiz imzalanmış belgenin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu ileri sürülüyorsa bu iddianın da yazılı delil başlangıcı ve diğer uygun delillerle ortaya konulması gerekir.

İspat yükünün hangi tarafta olduğu her iddia bakımından ayrı belirlenir. Hukuk Genel Kurulunun güncel kabulüne göre boş tarihli belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden kiracı, bu olguyu kanıtlamakla yükümlüdür.

Tahliye Taahhütnamesi Geçersiz Sayılabilir mi?

Tahliye taahhütnamesi, kanuni şartların bulunmaması veya irade açıklamasını sakatlayan bir durumun ispatlanması hâlinde geçersiz sayılabilir. Ancak her şekil eksikliği aynı sonucu doğurmaz. Örneğin iletişim bilgilerinin yazılmaması çoğu durumda geçersizliğe yol açmazken kiracı imzasının veya belirli tahliye tarihinin bulunmaması belgenin temel niteliğini etkiler.

Tahliye taahhüdünün başlıca geçersizlik nedenleri şunlardır:

  1. Kiralananın fiilen teslim edilmesinden önce düzenlenmiş olması,

  2. Yazılı olmaması, kiracı imzasını taşımaması veya tahliye tarihinin belirli olmaması,

  3. Yetkisiz temsilci tarafından verilmesi ya da bütün kiracıların katılımının bulunmaması.

Aldatma veya korkutma altında verilen taahhütler de gerekli şartlarla bağlayıcılığını kaybedebilir. Bununla birlikte baskı iddiasının somut delillerle kanıtlanması ve Türk Borçlar Kanunu’nun 39. maddesindeki sürenin dikkate alınması gerekir.

Noter onayının bulunmaması geçersizlik nedeni değildir. Adi yazılı tahliye taahhüdü de geçerli olabilir. Aynı şekilde düzenleme veya tahliye tarihinin imza anında boş bırakılmış olması, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yaklaşımına göre kendiliğinden geçersizlik doğurmaz. Kiracı, boş alanların anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğunu kanıtlamalıdır. Bu yönüyle önceki metinlerde yer alan “tarih sonradan doldurulmuşsa belge geçersizdir” şeklindeki kesin ifade güncel içtihatla uyumlu değildir.

Belgede hiç tahliye tarihi yoksa veya tarih belirlenemiyorsa durum farklıdır. Yargıtay, belirli bir tahliye tarihi içermeyen belgenin Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi anlamında tahliye taahhüdü sayılamayacağını kabul etmektedir.

Taahhütten sonra yeni bir kira sözleşmesi yapılması da belgenin sonraki etkisini ortadan kaldırabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Mayıs 2026 tarihli kararında, tarafların yeni sözleşmeyle kira ilişkisini yenilemesi nedeniyle önceki tahliye taahhüdünün hükümsüz kaldığının gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle geçerlilik, yalnızca imza tarihine değil sonraki hukuki işlemlere göre de incelenir.

Tahliye Taahhütnamesinde Belirtilen Tahliye Tarihi Uzatılabilir mi?

Tahliye taahhütnamesinde belirlenen tarih, kiracı ve kiraya verenin karşılıklı anlaşmasıyla uzatılabilir. Kiracının tek taraflı olarak taşınmazda kalmaya devam edeceğini bildirmesi tahliye tarihini değiştirmez. Aynı şekilde kiraya veren de kiracının rızası olmaksızın belgede yazılı tahliye tarihini öne alamaz veya değiştiremez.

Tarih değişikliği mümkün olduğunca yazılı yapılmalıdır. Taraflar yeni bir tahliye taahhütnamesi düzenleyebileceği gibi önceki taahhüdün kaldırıldığını ve yeni tahliye tarihini gösteren ayrı bir protokol de imzalayabilir. Yeni belge hazırlanırken kiralananın teslim edilmiş olduğu açık olduğundan teslim sonrası düzenleme şartı bakımından genellikle tereddüt bulunmaz; ancak bütün kiracıların ve yetkili temsilcilerin imzası yine aranır.

Eski belge üzerinde tek taraflı kazıntı, silinti veya tarih değişikliği yapılması belge güvenliğini zedeler. Değişiklik aynı belge üzerinde yapılacaksa düzeltmenin bütün ilgililerce paraflanması ve tarihlendirilmesi gerekir. İspat kolaylığı bakımından ayrı bir protokol veya yeni belge daha uygun olabilir.

Kiraya verenin tahliye tarihi geçtikten sonra uzun süre sessiz kalması her zaman açık bir uzatma anlaşması anlamına gelmez. Ancak kira bedellerinin kabul edilmesi, yeni dönem için yazılı sözleşme yapılması veya tarafların açık yazışmaları önceki taahhüdün devam edip etmediği konusunda önem taşıyabilir. Özellikle taahhütten sonra yeni bir kira sözleşmesi imzalanması, Yargıtayın 5 Mayıs 2026 tarihli kararında önceki taahhüdü hükümsüz bırakabilecek bir yenileme olarak değerlendirilmiştir.

Tahliye tarihi yalnızca ertelenecek ve kira ilişkisinin diğer hükümleri değişmeyecekse tarafların bunu açıkça yazması gerekir. “Önceki taahhüt kaldırılmıştır”, “yalnızca tahliye tarihi değiştirilmiştir” veya “önceki taahhüt geçerliliğini korumaktadır” şeklindeki ifadeler iradenin belirlenmesini kolaylaştırır.

Yeni tarih belirlendikten sonra kiraya verenin bir aylık dava veya icra süresi yeni tahliye tarihine göre hesaplanır. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir.

Tahliye Taahhütnamesi ile Doğrudan İcra Takibi Yapılabilir mi?

Geçerli bir tahliye taahhütnamesine dayanılarak doğrudan ilamsız icra yoluyla tahliye takibi başlatılabilir. Bunun için taahhütnamenin noter onaylı olması zorunlu değildir. Adi yazılı belge de takip talebine eklenebilir. Bununla birlikte kiracının imzaya veya tarihe itiraz etmesi hâlinde belgenin düzenlenme şekli, itirazın hangi mahkemede giderileceğini etkiler.

Kiraya veren, taahhüt edilen tahliye tarihinden başlayarak bir ay içinde yetkili icra dairesine başvurmalıdır. İcra dairesi kiracıya Örnek No. 14 tahliye emri gönderir. Emir, kiracının taşınmazı on beş gün içinde boşaltmasını ve varsa itirazını yedi gün içinde icra dairesine bildirmesini içerir.

Kiracı yedi gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir; ancak cebrî tahliye için on beş günlük sürenin dolması beklenir. Kiracı süresinde itiraz ederse takip durur. İtirazın yalnızca “borcum yoktur” şeklinde yapılması ile imzanın, tarihin veya kira ilişkisinin açıkça inkâr edilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 275. maddesi kapsamında taahhüt noterlikçe düzenlenmişse veya kiracı imza ve tarihi kabul ediyorsa kiraya veren icra hukuk mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteyebilir. Adi yazılı belgedeki imza veya tarih açıkça inkâr edilmişse icra mahkemesi sınırlı inceleme yetkisi nedeniyle talebi sonuçlandıramayabilir; kiraya verenin sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali ve tahliye davası açması gerekebilir.

6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesi, taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesini dava şartı arabuluculuğun dışında bırakmıştır. Bu nedenle icra takibini başlatmadan önce arabulucuya başvuru zorunlu değildir. Buna karşılık takipteki itiraz üzerine genel mahkemede itirazın iptali davası açılacaksa arabuluculuk dava şartı gündeme gelir.

Doğrudan icra yolunun seçilmesi belgenin mutlaka tartışmasız olduğu anlamına gelmez; süre, tebligat ve itiraz kuralları dikkatle izlenmelidir.

Tahliye Taahhütnamesi İmzalandıktan Sonra Sözleşme Süresi Bitmeden Tahliye Talep Edilebilir mi?

Tahliye taahhütnamesinde belirtilen tarih kira sözleşmesinin kararlaştırılan bitiş tarihinden önceyse, geçerli taahhüt kural olarak bu tarihte tahliye talep edilmesine dayanak olabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi, tahliye tarihinin mutlaka kira sözleşmesinin sona erdiği tarihle aynı olmasını aramamaktadır.

Örneğin iki yıllık kira sözleşmesinde kiracı, taşınmazın tesliminden sonra ve serbest iradesiyle altı ay sonraki belirli bir tarihte çıkmayı taahhüt etmişse diğer koşulların da bulunması hâlinde kiraya veren bu tarihe dayanabilir. Taahhüt, tarafların kira ilişkisinin belirlenen tarihte sona ermesi konusundaki özel düzenlemesi niteliğindedir.

Bununla birlikte kira sözleşmesi kurulurken veya taşınmaz teslim edilmeden önce sözleşme süresinden daha erken bir tarih yazılarak alınan belge geçerli olmayabilir. Kiracının sözleşmeyi yapabilmek için taahhüt imzalamak zorunda bırakıldığı olaylarda kanunun koruyucu amacı öne çıkar.

Taahhüt edilen tarihte kiracı kendiliğinden çıkmazsa kiraya verenin bir ay içinde dava veya icra yoluna başvurması gerekir. Taahhüdün bulunması, tahliye tarihinden önce takip başlatılmasına izin vermez. Henüz muaccel olmayan boşaltma yükümlülüğüne dayanılarak yapılan erken başvuru usulden veya esastan reddedilebilir.

Taahhütten sonra tarafların kira sözleşmesini yeniden düzenlemesi de dikkate alınmalıdır. Yeni sözleşme önceki tahliye tarihinden sonraki dönemi kapsıyor ve tarafların kira ilişkisini sürdürme iradesini açıkça ortaya koyuyorsa eski taahhüdün hükümsüz kalması gündeme gelebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 5 Mayıs 2026 tarihli kararı bu konuda güncel bir örnektir.

Kira bedelinin artırılması veya ödeme biçiminin değiştirilmesi ise tek başına her zaman yeni kira sözleşmesi kurulduğunu göstermez. Yapılan işlemin yalnızca mevcut sözleşmeyi güncelleyip güncellemediği veya kira ilişkisini yenileyip yenilemediği metin ve taraf davranışlarına göre belirlenir. Bu ayrım, tahliye taahhüdünün sözleşme süresi dolmadan kullanılıp kullanılamayacağını doğrudan etkileyebilir.

Tahliye Taahhütnamesi Olmadan Tahliye Süreci Nasıl İşler?

Tahliye taahhütnamesinin bulunmaması, kiracının hiçbir koşulda tahliye edilemeyeceği anlamına gelmez. Konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye sebepleri Türk Borçlar Kanunu’nda sınırlı biçimde düzenlenmiştir. Kiraya veren, somut olayda kanunda öngörülen başka bir sebep gerçekleşmişse uygun usulü izleyerek tahliye talep edebilir.

Kiraya verenden kaynaklanan başlıca sebepler; kiraya verenin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin gerçek ve zorunlu konut ya da işyeri ihtiyacı ile kiralananın yeniden inşa veya esaslı onarım nedeniyle kullanılmasının imkânsız hâle gelmesidir. Taşınmazı sonradan edinen yeni malik de şartları bulunuyorsa ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir.

Kiracıdan kaynaklanan sebepler arasında kira ve yan gider borcunun verilen sürede ödenmemesi, aynı kira yılı içinde iki haklı ihtara neden olunması ve kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde sınırları içinde oturmaya elverişli konutunun bulunması yer alır. Kiranın ödenmemesi hâlinde Örnek No. 13 takip ve tahliye süreci uygulanabilir.

Kiracının kiralananı özenle kullanma, komşulara saygı gösterme veya sözleşmeye uygun davranma borcunu ağır biçimde ihlal etmesi de şartlarına göre fesih ve tahliye sebebi oluşturabilir. Her aykırılık doğrudan tahliye sonucu doğurmaz; bazı hâllerde önce yazılı ihtar ve süre verilmesi gerekir.

Belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin süresinin dolması, kiraya verene tek başına tahliye hakkı vermez. Kiracı sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmazsa sözleşme kural olarak bir yıl uzar. Kiraya veren ancak uzama süreleri ve on yıllık uzama dönemiyle ilgili TBK’nın 347. maddesindeki şartlarla sebepsiz fesih hakkını kullanabilir.

Tahliye davası açılmadan önce, ilamsız icra yoluyla tahliye istisnası dışında dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerekir. Kiracı nasıl tahliye edilir sorusunun cevabı bu nedenle tahliye sebebine göre değişir.

Tahliye Taahhütnamesi ile Kira Sözleşmesi Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

Tahliye taahhütnamesi ile kira sözleşmesi ayrı hukuki işlemler olmakla birlikte birbirleriyle doğrudan bağlantılıdır. Kira sözleşmesi bulunmadan veya kiracı taşınmazı teslim almadan geçerli bir tahliye taahhüdünden söz edilemez. Çünkü taahhüdü verebilecek kişi, kiralananı kullanmakta olan kiracıdır.

Kira sözleşmesi karşılıklı borç doğuran bir sözleşmedir. Kiraya veren kullanım hakkını devretmeyi, kiracı ise kira bedelini ödemeyi üstlenir. Tahliye taahhüdü ise kiracının belirli bir tarihte sözleşmeyi sona erdirecek biçimde taşınmazı boşaltma iradesini açıklamasıdır. Bu nedenle taahhüdün geçerliliği kira sözleşmesinden bağımsız değerlendirilemez.

İlk kira sözleşmesiyle aynı anda ve taşınmaz teslim edilmeden alınan tahliye taahhüdü, kiracının serbest iradesini korumak amacıyla geçersiz sayılabilir. Buna karşılık kiracı taşınmazı uzun süredir kullanıyorsa yenileme sözleşmesi sırasında verilen taahhüt aynı değerlendirmeye tabi olmayabilir. Esas ölçüt fiilî teslim ve taahhüdün hangi koşullarda verildiğidir.

Taahhütten sonra kira bedelinin artırılması, ödeme gününün değiştirilmesi veya yan giderlerin yeniden belirlenmesi her durumda taahhüdü sona erdirmez. Bu değişikliklerin mevcut sözleşmenin eki mi, yoksa tarafların kira ilişkisini baştan yenilediği yeni bir sözleşme mi olduğu belirlenmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 5 Mayıs 2026 tarihli kararında, tahliye taahhüdünden sonra tarafların noter tasdikli yeni bir kira sözleşmesi yapması ve kiraya verenin bu sözleşmeyi kabul etmesi karşısında kira ilişkisinin yenilendiği, önceki taahhüdün hükümsüz kaldığı değerlendirilmiştir. Karar 18 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu güncel yaklaşım, yeni sözleşme yapılırken eski taahhüdün durumunun açıkça düzenlenmesinin önemini göstermektedir.

Buna karşılık kira sözleşmesinin kanun gereği kendiliğinden bir yıl uzaması, tarafların yeni bir sözleşme yapmasıyla aynı değildir. Kendiliğinden uzama, geçerli tahliye taahhüdünü tek başına ortadan kaldırmaz.

Tahliye Taahhütnamesi İmzalandıktan Sonra Kira Artırımı Yapılabilir mi?

Tahliye taahhütnamesinin imzalanması, kira bedelinin kanuna ve sözleşmeye uygun biçimde artırılmasına engel değildir. Tahliye taahhüdü belirli tarihte taşınmazın boşaltılmasını; kira artışı ise kira ilişkisi devam ederken ödenecek bedeli düzenler. Bu iki işlem kural olarak birbirinden bağımsızdır.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca yenilenen kira döneminde uygulanacak artış, bir önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz. Konut kiraları için uygulanan geçici yüzde 25 sınırı 1 Temmuz 2024 itibarıyla sona ermiştir. Dolayısıyla 2026 yılında genel kural yeniden TBK’nın 344. maddesindeki endeks sınırıdır. Beş yılı aşan kira ilişkilerinde emsal bedeller, taşınmazın durumu ve hakkaniyet dikkate alınarak kira tespit davası açılması mümkündür.

Kira artışının kabul edilmesi, kiracının tahliye taahhüdünden vazgeçildiği anlamına gelmez. Kiraya verenin tahliye tarihine kadar güncel kira bedelini kabul etmesi de kural olarak taahhüdü hükümsüz bırakmaz. Bununla birlikte tarafların artış sırasında yeni ve bağımsız bir kira sözleşmesi yapması farklı sonuç doğurabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Mayıs 2026 tarihli kararına göre tahliye taahhüdünden sonra taraflar arasında yeni kira sözleşmesi imzalanması, önceki taahhüdün hükümsüz kalmasına yol açabilir. Bu nedenle yalnızca kira artış protokolü yapılacaksa metnin mevcut sözleşmenin eki olduğu ve önceki tahliye taahhüdünün durumunun ne olacağı açıkça belirtilmelidir.

Kira bedeli konusunda anlaşma sağlanamaması hâlinde taraflardan biri kira bedelinin tespiti davası açabilir. Bu davadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Tahliye taahhüdünün varlığı, kiracının tahliye tarihine kadar kira bedelini ve yan giderleri ödeme borcunu ortadan kaldırmaz.

Görüldüğü üzere kira artırımı tek başına tahliye taahhüdüne etki etmez; ancak artışın yeni bir kira sözleşmesiyle yapılması hâlinde sonuç değişebilir.

Tahliye Taahhütnamesinde Eşin Rızası Gerekir mi?

Tahliye taahhütnamesinde eşin rızası konusu, aile konutu hükümleri nedeniyle uzun süre farklı yargı kararlarına ve görüşlere konu olmuştur. Güncel değerlendirmede kira sözleşmesinde hangi eşin taraf olduğu, kiracı olmayan eşin kiraya verene ne zaman bildirim yaptığı ve tahliye taahhüdünün hangi tarihte düzenlendiği ayrı ayrı incelenmelidir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez. Kiracı olmayan eş, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı hâline gelebilir. Bildirimden sonra fesih işlemleri, takip ve dava bakımından her iki eşin taraf sıfatı dikkate alınmalıdır.

Kira sözleşmesini her iki eş kiracı sıfatıyla imzalamışsa tahliye taahhüdünde de iki eşin imzası gerekir. Çünkü bu durumda zaten birden fazla kiracı bulunmaktadır. Yalnızca bir eşin imzası, diğer kiracının kullanım hakkını sona erdirmeye yeterli değildir.

Kira sözleşmesinde yalnızca bir eş kiracıysa ve diğer eş taahhütten önce kiraya verene aile konutu bildirimi yaparak sözleşmenin tarafı olmuşsa, tahliye taahhüdünün her iki eş tarafından verilmesi gerekir. Buna karşılık kiracı olmayan eşin bildirimi, geçerli taahhütten sonra yapılmışsa güncel Yargıtay yaklaşımı farklıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20 Ekim 2025 tarihli, 2025/3374 esas ve 2025/4997 karar sayılı kararında; kiracı olmayan eşin sonradan yaptığı aile konutu bildiriminin, kiracı eş tarafından bildirimden önce geçerli şekilde verilmiş tahliye taahhüdünü geriye etkili olarak geçersiz kılmayacağı kabul edilmiştir. Böylece önceki metinlerde yer alan “aile konutuysa her durumda iki eşin imzası yoksa tahliye yapılamaz” şeklindeki kesin yaklaşım güncel içtihat karşısında geçerliliğini yitirmiştir.

Bu nedenle eşin rızası bakımından yalnızca taşınmazın aile konutu olması yeterli değildir; sözleşme taraflığı ve bildirimlerin kronolojik sırası belirleyicidir.

Avukat Muhammet Ali BEYHAN

 

    Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
    0 (543) 454 11 49
    Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
    Scroll to Top