
Soruşturma dosyasında kısıtlılık kararı, bütün belgeleri kapatmaz; erişilebilen evrakı ve itiraz yolunu kararın kapsamı belirler. Özellikle ifade tutanağı ve bilirkişi raporu istenirken dosyanın tamamının açılmasını beklemek gerekmez. Önce hangi belgeye erişilmek istendiği, ardından kısıtlamanın dayanağı ve karara karşı başvuru süresi belirlenmelidir.
Kısıtlılık kararı hangi şartlarda verilebilir?
Soruşturmanın gizli olması, avukatın dosyayı inceleyemeyeceği anlamına gelmez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153 ve 157. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, soruşturma işlemlerinin gizliliği ile savunmanın dosyaya erişimi farklı konulardır. Kanun, genel gizliliği savunma haklarına zarar vermeme koşuluyla düzenler. Şüphelinin savunmasını yapan avukata “müdafi” denir; müdafi soruşturma dosyasını inceleyebilir ve istediği belgelerin örneğini harçsız alabilir.
Bu yetkinin kısıtlanması için Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararı gerekir. İnceleme veya örnek almanın soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek olması aranır. Ayrıca soruşturulan suçun CMK 153/2’de sayılan suçlar arasında bulunması gerekir. Dolayısıyla her ceza soruşturmasında aynı gerekçeyle erişim kapatılamaz; suçun listede bulunması da tek başına diğer koşulların incelenmesini gereksiz kılmaz.
Kasten öldürme, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma, maddede sayılan örneklerdendir. Ancak suçların bazıları madde ve fıkra ayrımıyla düzenlendiğinden, kararın dayanağı yalnız gündelik suç adıyla karşılaştırılmamalıdır. Kalemden veya kolluktan duyulan “dosya gizli” açıklaması yerine, kısıtlamayı getiren kararın hangi hükme ve hangi isnada dayandığı belirlenmelidir.
Hangi belgeler kısıtlama kapsamının dışında kalır?
CMK 153/3, ikinci fıkradaki kısıtlamanın uygulanamayacağı üç belge grubunu ayırır. İlk grup, yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanaktır. Savunma hazırlanırken kişinin ne söylediğini gösteren bu belge, dosyada kısıtlama bulunduğu gerekçesiyle aynı sınırlamaya tabi tutulamaz. Talepte ifadenin tarihi ve hangi makamda alındığı biliniyorsa belirtilmesi, istenen evrakın belirlenmesini kolaylaştırır.
İkinci grup bilirkişi raporlarıdır. Dosyada bu nitelikte bir rapor bulunuyorsa, inceleme ve örnek alma talebi doğrudan bu belgeye yöneltilebilir. Bununla birlikte, adında “rapor” geçen her kolluk yazısı veya değerlendirme belgesi otomatik olarak bilirkişi raporu değildir. Belgeyi düzenleyen kişi, görevlendirme ve belgenin dosyadaki niteliği incelenmelidir. Henüz düzenlenmemiş bir raporun örneğini almak ile dosyada mevcut rapora erişmek de farklı meselelerdir.
Üçüncü grup, yakalanan kişinin veya şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlerin tutanaklarıdır. Kanunun ölçütü, kişinin işlemde fiilen bulunmuş olması değil, hazır bulunma yetkisidir. Bu ayrım, tutanağın neden istendiğini açıklarken önem taşır. Her işlem tutanağının kendiliğinden bu gruba girdiği varsayılmamalı; işlemin türü ve kişinin o işlemde bulunma yetkisi değerlendirilmelidir.
Bu belgeler için başvurunun, “dosyanın tamamını görmek istiyorum” ifadesiyle sınırlı tutulması yerine, ilgili evrakı ve CMK 153/3 kapsamındaki nedenini göstermesi daha açıklayıcı olur. Suçtan zarar görenin avukatı da CMK 153/5 uyarınca bu maddede düzenlenen haklardan yararlanır. Belgeyi savunma veya temsil amacıyla inceleyebilmek, soruşturma evrakının kamuya açık hâle geldiği anlamına gelmez.
Karar örneğinde hangi bilgiler birlikte okunmalı?
Başvurunun hazırlanabilmesi için karar örneği ile öğrenme kaydı birlikte ele alınmalıdır. CMK 34, hâkim kararlarının gerekçeli yazılmasını ve kararda kanun yolu, süre, merci ile başvuru şeklinin gösterilmesini öngörür. Yalnız kararın son sayfasındaki “kısıtlanmasına” ifadesine bakmak, hangi gerekçenin tartışılacağını göstermeyebilir.
- Kararı veren makam, karar tarihi ve numarası ile soruşturma dosyasının bilgileri birbiriyle eşleştirilmelidir.
- Dayanak suçun kanun maddesi, CMK 153/2’deki kapsamla karşılaştırılmalıdır.
- Erişimin soruşturmanın amacını nasıl tehlikeye düşürebileceğine ilişkin gerekçe incelenmelidir.
- İnceleme ve örnek alma yönünden kapsam belirlenmeli; istenen belgenin 153/3 istisnasına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
- Kararın hangi gün ve hangi yolla öğrenildiğini gösteren kayıt saklanmalıdır; bu tarih kararın verildiği tarihle aynı olmayabilir.
Karar örneği henüz elde değilse, yapılan belge talebi ve verilen yanıtın kayda geçirilmesi yararlıdır. Erişilemeyen evrakı tarih, tür veya bilinen dosya sırası ile tarif etmek, talebi somutlaştırır. Bu hazırlık, öğrenilmiş bir karara karşı işleyen süreyi bekletmek için gerekçe sayılmamalıdır.
İtiraz süresi nasıl hesaplanır ve başvuru nereye yapılır?
CMK 267 ve 268 uyarınca hâkim kararına karşı genel itiraz yolu kullanılabilir. Güncel genel süre, CMK 35’e göre kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. Bu nedenle yalnız karar tarihiyle hesap yapmak veya her durumda ayrıca tebligat gelmesini beklemek uygun değildir. Öğrenmenin nasıl gerçekleştiği, karar ve bildirim kayıtları üzerinden değerlendirilmelidir.

7499 sayılı Kanun’la getirilen iki haftalık süre, CMK Geçici 6/1-c gereğince 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar için uygulanır. Daha önce verilen kararlar bakımından eski hükümler korunmuştur. İnternette karşılaşılan “yedi gün” açıklaması bu tarih ayrımı yapılmadan güncel başvuruya aktarılmamalıdır. Hafta olarak belirlenen sürenin sonu, CMK 39 uyarınca son haftadaki karşılık gelen gün esas alınarak belirlenir; son gün tatilse tatili izleyen gün dikkate alınır.
Başvuru, kararı veren mercie dilekçe verilerek veya kanunun öngördüğü şekilde zabıt kâtibine beyanda bulunulup bu beyan tutanağa geçirilerek yapılır. Kararı veren hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir. Yerinde görmezse dosyayı en çok üç gün içinde yetkili inceleme merciine gönderir. Bu üç gün, itirazın mutlaka sonuçlanacağı süre değildir.
Kararı sulh ceza hâkimliği vermişse, kısıtlamaya yönelik itirazın inceleme mercii CMK 268/3-a’ya göre belirlenir. Aynı yerde birden fazla hâkimlik varsa kural olarak numara itibarıyla izleyen hâkimlik, son numaralı olan için birinci hâkimlik görevlidir. Tek hâkimlik bulunan yerlerde ise ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yer ve yargı çevresi esaslı özel düzenleme uygulanır. Başvuruyu teslim alacak makam ile dosyayı inceleyecek makam bu nedenle aynı olmak zorunda değildir.
Belge talebi, itiraz ve tutuklama başvurusu nasıl ayrılır?
Erişilebilir bir evrakın örneğini istemek, kısıtlama kararının hukuka uygunluğuna itiraz etmek ve özgürlüğü sınırlayan tedbire karşı başvurmak ayrı amaçlar taşır. İlkinde istenen belgenin CMK 153/3 kapsamı açıklanır. İkincisinde kararın suç kapsamı, gerekçesi veya erişime getirdiği sınırlama yönünden neden hukuka aykırı görüldüğü belirtilir. Dilekçeye eldeki karar örneği, öğrenme kaydı ve önceki belge talepleri eklenebilir.
Şüpheli tutukluysa, dosyaya erişim sorunu tutuklama kararına itiraz hazırlığını etkileyebilir. Bununla birlikte kısıtlama kararına başvurmak, tutuklama kararına da itiraz edilmiş olduğu anlamına gelmez. Aynı ayrım adli kontrol kararına itiraz için de geçerlidir. Her kararın tarihi, öğrenilmesi ve talep sonucu ayrı takip edilmelidir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarında CMK 268/3-b’nin farklı inceleme mercii düzenlemesi vardır; bu yol kısıtlama kararına otomatik olarak uygulanmaz.
CMK 269’a göre itiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Kararı veren makam veya itirazı inceleyen merci, uygulanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Bu yüzden dilekçenin verilmesiyle dosyanın tamamının hemen açılacağı varsayılmamalıdır. CMK 271, itirazın mümkün olan en kısa sürede karara bağlanmasını öngörür; bütün dosyalar için kesin bir sonuç günü veya kabul garantisi verilemez.
İddianamenin kabulü dosyaya erişimi nasıl değiştirir?
CMK 153/4 bakımından belirleyici tarih, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihtir. Bu andan itibaren müdafi dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız alabilir. İddianamenin savcı tarafından hazırlanması veya mahkemeye gönderilmesi, kabul işlemiyle aynı değildir.
Bu aşamada erişim sorunu sürüyorsa önce kabul kararı ve dosyanın bulunduğu mahkeme belirlenerek talep buna göre yenilenmelidir. İnceleme istenen delil ile örneği istenen belge açıkça ayrılabilir. Burada açıklanan erişim sonucu CMK 153’teki düzenlemeye ilişkindir; evrakın herkese açıklanması veya başka bir hukuki korumanın kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
