Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Şirkette Avukat Bulundurma Zorunluluğu 2026

Şirkette Avukat Bulundurma Zorunluluğu Nedir?

Şirkette avukat bulundurma zorunluluğu, kanunda belirtilen sermaye veya üye sayısı ölçütlerini taşıyan bazı özel hukuk tüzel kişilerinin sürekli hukuki hizmet almak üzere bir avukatla yazılı sözleşme yapmasını ifade eder. Bu yükümlülük, her şirketin bünyesinde tam zamanlı ve bordrolu bir avukat çalıştırması gerektiği anlamına gelmez. Avukatla hizmet sözleşmesine dayalı çalışma yapılabileceği gibi, bağımsız avukatlık hizmeti alınması da mümkündür. Belirleyici olan, hukuki hizmetin süreklilik taşıması, sözleşmenin mevzuata uygun düzenlenmesi ve ilgili baroya bildirilmesidir. Konuya ilişkin genel çerçeve, şirkette avukat bulundurma zorunluluğu kapsamında anonim şirketler ve yapı kooperatifleri yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yükümlülüğün temel dayanağı 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesidir. Anılan hüküm, esas sermayesi Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen asgari sermayenin beş katı veya daha fazla olan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatiflerinin sözleşmeli avukat bulundurmasını zorunlu tutmaktadır. Kanun metnindeki eski Türk Ticaret Kanunu maddesine yapılan gönderme, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7. maddesi gereğince yeni düzenlemedeki karşılık hükme yapılmış sayılır.

Sözleşmeli avukatın görevi yalnızca açılmış davaları takip etmek değildir. Şirket sözleşmelerinin hazırlanması ve incelenmesi, genel kurul ile yönetim kurulu süreçlerinin hukuka uygun yürütülmesi, ihtar ve bildirimlerin hazırlanması, alacakların takibi, mevzuata uyum ve ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önceden değerlendirilmesi de sürekli hukuki hizmetin kapsamına girebilir. Başka bir deyişle, şirketin hiç davasının bulunmaması veya faaliyetlerinin geçici olarak azalması yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bu zorunluluk, avukatın şirket adına her işlemi kendiliğinden yapabileceği anlamına da gelmez. Mahkeme, icra dairesi veya idari makam önünde temsil gereken durumlarda ayrıca usulüne uygun vekâletname düzenlenmesi gerekebilir. Avukatlık sözleşmesi sürekli hizmet ilişkisinin şartlarını, vekâletname ise belirli işlemlerde temsil yetkisini gösterir.

Görüldüğü üzere düzenlemenin amacı, yalnızca uyuşmazlık çıktıktan sonra hukuki yardım alınması değil, belirli büyüklüğe ulaşmış şirket ve kooperatiflerde hukuki risklerin sürekli biçimde değerlendirilmesidir. Bununla birlikte sözleşmeli avukat bulundurulması, şirket lehine belirli bir hukuki sonuç veya dava başarısı garantisi vermez.

2026’da Hangi Şirketler Avukat Bulundurmak Zorunda?

2026’da avukat bulundurma zorunluluğu bütün şirketlere uygulanmamaktadır. Yükümlülüğün doğup doğmadığı belirlenirken şirketin ticaret unvanından çok hukuki türü, ticaret sicilinde kayıtlı sermayesi ve yapı kooperatifleri bakımından üye sayısı esas alınır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi kapsamında zorunluluğa tabi iki temel tüzel kişi grubu bulunmaktadır:

  1. Esas sermayesi 1.250.000 TL veya daha fazla olan anonim şirketler,

  2. Üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri.

Anonim şirketler bakımından 1.250.000 TL sınırı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 332. maddesinde anonim şirketler için öngörülen 250.000 TL asgari sermayenin beş katı esas alınarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle sermayesi tam olarak 1.250.000 TL olan bir anonim şirket de yükümlülük kapsamındadır; sınırın mutlaka aşılması gerekmez. Sermaye tutarı değerlendirilirken şirketin güncel ticaret sicili kaydı ve esas sözleşmesi birlikte kontrol edilmelidir.

Limited şirketler, sermayeleri 1.250.000 TL’yi aşsa dahi Avukatlık Kanunu’nun bu hükmü kapsamında sözleşmeli avukat bulundurmak zorunda değildir. Aynı şekilde şahıs işletmeleri, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ve adi ortaklıklar için de yalnızca bu düzenlemeye dayanan genel bir zorunluluk bulunmaz. Bununla birlikte bu işletmelerin başka bir mevzuat hükmü, özel faaliyet izni veya kurumsal düzenleme nedeniyle hukuki hizmet alma ihtiyacı ayrıca değerlendirilebilir. Avukatın hukuki danışmanlık ve temsil faaliyetleri hakkında avukatlık mesleğinin kapsamı ayrıca incelenebilir.

Şirketler topluluğu içinde bulunan her tüzel kişi ayrı değerlendirilir. Ana şirketin sözleşmeli avukatının bulunması, bağlı şirketleri kendiliğinden yükümlülükten kurtarmaz. Aynı avukatla birden fazla şirket için çalışılması mümkün olsa bile her şirket bakımından hukuki hizmet kapsamının, ücretin ve taraf bilgilerinin ayrı ve açık şekilde düzenlenmesi gerekir.

Öte yandan yıllık ciro, çalışan sayısı, ortak sayısı, dava dosyası sayısı veya şirketin fiilen faaliyet gösterip göstermemesi anonim şirketler yönünden kanuni ölçüt değildir. Yapı kooperatiflerinde ise esas ölçüt sermaye değil, üye sayısıdır. Bu nedenle 2026 avukat bulundurma zorunluluğu değerlendirilirken güncel ticaret sicili kayıtları ile kooperatif ortaklar defteri esas alınmalı; şirket türleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Avukatlık Sözleşmesi Hangi Baroya ve Nasıl Bildirilir?

Şirket avukatı sözleşmesinin yazılı yapılması ve baroya sunulması, yükümlülüğün yalnızca fiilen değil, belgelendirilebilir biçimde yerine getirilmesi bakımından önemlidir. Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/A maddesi gereğince sürekli avukatlık hizmeti sözleşmesi, taraf sayısından bir fazla nüsha olarak hazırlanır. Tarafların her birine birer nüsha verilir; fazla düzenlenen nüsha ise sözleşmeli avukat tarafından kayıtlı bulunduğu baroya sunulur.

Burada bildirim yapılacak baro, kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yerdeki baro değil, sözleşmeyi imzalayan avukatın levhasına kayıtlı olduğu barodur. Buna karşılık Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/C maddesi kapsamında yükümlülüğe uymayan tüzel kişilerin izlenmesi, şirket veya kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki baro tarafından gerçekleştirilir. Başka bir deyişle, sözleşmenin kayda alınması ile yükümlülüğün denetlenmesi farklı barolar tarafından yürütülebilir.

Sözleşme nüshası, avukatın bağlı olduğu baroda bu amaçla tutulan sicile kaydedilir ve taraflar arasında sonradan uyuşmazlık çıkması hâlinde barodaki nüsha dikkate alınabilir. Yönetmelikte sözleşmenin imzalanmasından itibaren uygulanacak ülke çapında tek bir gün sayısı öngörülmemiştir. Bununla birlikte sözleşmenin baroya sunulmasının geciktirilmesi, yükümlülüğün hangi tarihten itibaren yerine getirildiği konusunda ispat sorunu yaratabileceğinden bildirimin vakit geçirilmeden yapılması gerekir.

Sürekli hukuki hizmet karşılığında yapılan ödemeler de ayrıca belgelendirilmelidir. Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/B maddesi uyarınca serbest meslek makbuzu veya ücret bordrosu örnekleri, her yılın sonunda bir liste ekinde avukat tarafından baroya sunulur. Böylece yalnızca şeklen sözleşme düzenlenip düzenlenmediği değil, sözleşmenin ücret yönünden uygulanıp uygulanmadığı da denetlenebilir. Avukatlık ücretinin belirlenmesinde avukatlık ücretinin hukuki yapısı ile yürürlükteki asgari tarife birlikte dikkate alınmalıdır.

Barolar, uygulamada sözleşme nüshasına ek olarak ticaret sicili gazetesi, imza sirküleri, vergi bilgileri, yetki kararı veya başvuru dilekçesi isteyebilir. Bunların tamamı Yönetmelik’te ülke çapında zorunlu ek belgeler olarak tek tek sayılmamıştır. Bu nedenle şirket ve avukat, sözleşmenin sunulacağı baronun güncel formunu ve belge listesini ayrıca kontrol etmelidir.

Sonuç olarak şirket merkezinin bulunduğu baroya yalnızca bir bildirim yapmanın yeterli olduğu veya avukatın kendi barosuna kayıt işleminin gereksiz olduğu düşünülmemelidir. Sözleşme kaydı, ücret belgeleri ve şirket merkezi barosundaki denetim süreci birbirini tamamlayan ayrı işlemlerdir.

Avukatlık Sözleşmesinde Hangi Bilgi ve Belgeler Olmalı?

Şirketlerde sürekli avukatlık sözleşmesi, genel ifadeler içeren kısa bir hizmet metninden ibaret olmamalıdır. Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/A maddesi, sözleşmede bulunması gereken asgari unsurları ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Bu unsurlar üç ana grupta toplanabilir:

  1. Şirketin ve avukatın unvanı, adresi, vergi veya kimlik numarası ile imza ve temsil bilgileri,

  2. Yapılacak hukuki işlerin kapsamı, sözleşmenin süresi ve sona erme şartları,

  3. Avukatlık ücreti, ödeme şekli, masraflar, ücret tarifesindeki değişikliklere uyarlama ve tebligat adresleri.

Şirket adına sözleşmeyi imzalayan kişinin temsil yetkisi bulunmalıdır. Bu nedenle güncel ticaret sicili gazetesi, imza sirküleri veya imza beyannamesi ile gerekiyorsa yönetim kurulu kararı kontrol edilmelidir. Avukat yönünden ise baro sicil bilgisi, iletişim adresi ve vergi bilgileri açıkça yazılmalıdır. Taraf bilgilerindeki eksiklikler, sözleşmenin baro siciline kaydı veya sonradan yapılacak denetim sırasında tereddüt yaratabilir.

Hizmet kapsamı belirlenirken “şirketin bütün hukuki işlerinin yürütülmesi” gibi sınırsız ifadeler yerine danışmanlık, sözleşme inceleme, genel kurul süreçleri, ihtarnameler, alacak takibi ve dava dosyaları yönünden görev dağılımı açıklanmalıdır. Her dava ve icra takibinin aylık ücrete dâhil olup olmadığı da belirlenmelidir. Sürekli avukatlık sözleşmesi, mahkeme veya icra dairesinde temsil için gereken vekâletnamenin yerine geçmez.

Ücret, sözleşmenin zorunlu unsurlarındandır ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında kararlaştırılamaz. Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan 2025-2026 Tarifesi’nde, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi gereğince anonim şirketlerde bulundurulan sözleşmeli avukat için aylık 45.000 TL, yapı kooperatifleri için aylık 27.000 TL asgari ücret öngörülmektedir. 2026-2027 tarifesi henüz hazırlık aşamasında olduğundan, yeni tarifenin yürürlüğe girmesi hâlinde sözleşme bedelinin buna uyarlanacağı hükme bağlanmalıdır.

Avukatın şirket bünyesinde bordrolu olarak çalışması durumunda ilişki aynı zamanda iş hukuku yönünden de sonuç doğurabilir. Bu modelde sürekli hukuki hizmet şartlarının yanında iş sözleşmesinin zorunlu ve tamamlayıcı unsurları da dikkate alınmalıdır. Öte yandan bağımsız avukatla çalışılıyorsa serbest meslek makbuzları, sözleşme nüshaları ve baroya teslim kayıtları düzenli biçimde saklanmalıdır.

Zorunluluk Ne Zaman Başlar ve Ne Kadar Sürer?

Avukat bulundurma zorunluluğunun başlangıç tarihi, şirketin veya kooperatifin kanundaki ölçütü ne zaman karşıladığına göre belirlenir. Kuruluş sırasında esas sermayesi 1.250.000 TL veya daha fazla olan bir anonim şirket bakımından yükümlülük, şirketin ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanmasıyla başlar. Kuruluş belgelerinin hazırlanması veya esas sözleşmenin imzalanması tek başına tüzel kişilik doğurmadığından, başlangıç bakımından tescil tarihi belirleyicidir.

Başlangıçta daha düşük sermayeyle kurulan anonim şirketin sermayesini sonradan 1.250.000 TL’ye veya bunun üzerine çıkarması hâlinde ise genel kurul kararının alınması tek başına yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun sermaye artırımına ilişkin hükümleri kapsamında artırımın ticaret siciline tesciliyle yeni sermaye hukuken sonuç doğurur. Bu nedenle sözleşmeli avukat ilişkisinin, tescilden itibaren boşluk bırakmayacak şekilde kurulması gerekir.

Yapı kooperatiflerinde başlangıç ölçütü, üye sayısının yüze ulaşmasıdır. Üye sayısının dönem içinde değişebileceği dikkate alınarak ortaklar defteri, üyelik kabul ve ayrılma kararları ile genel kurul kayıtları güncel tutulmalıdır. Üye sayısının yüzün altına düşmesi, yükümlülüğün sona ermesi bakımından önem taşısa da bu değişikliğin hukuken geçerli ve belgelendirilebilir olması gerekir.

Yükümlülük, anonim şirketin sermayesi kanuni sınırın altına geçerli bir sermaye azaltımıyla indirilinceye, yapı kooperatifinin üye sayısı yüzün altına düşünceye veya tüzel kişilik sona erinceye kadar devam eder. Şirketin faaliyet göstermemesi, gelir elde etmemesi, çalışanının bulunmaması ya da açılmış davasının olmaması zorunluluğu askıya almaz. Ayrıca tasfiye kararı, şirketin tüzel kişiliğini hemen sona erdirmez; şirket, ticaret sicilinden silininceye kadar tasfiye amacıyla varlığını sürdürür. Tasfiye sürecinde şirket tüzel kişiliğinin devamına ilişkin kurallar bu nedenle ayrıca önem taşır.

Sözleşmenin feshedilmesi, avukatın istifa etmesi, baro kaydının sona ermesi veya ücret ilişkisinin fiilen kesilmesi hâlinde şirketin yeni bir avukatla sözleşme yapması gerekir. Önceki sözleşmenin sona ermesi ile yeni sözleşmenin başlaması arasında kalan her ay, idari para cezası değerlendirmesine konu olabilir.

Bu nedenle zorunluluğun süresi yalnızca sözleşme üzerinde yazılı başlangıç ve bitiş tarihleriyle değil, şirketin kanuni ölçütleri taşıdığı bütün dönem ve hizmet ilişkisinin fiilen kesintisiz sürüp sürmediği dikkate alınarak belirlenir.

Avukat Bulundurma Denetimi ve Ceza Süreci Nasıl İlerler?

Avukat bulundurma denetimi, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki baro tarafından yürütülür. Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/C maddesi gereğince ilgili baro, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesine aykırı davranan tüzel kişileri izlemek ve gerekli işlemleri başlatmakla görevlidir. Barolar bu kapsamda ticaret sicili müdürlüklerinden sermaye tutarlarına ve şirket türlerine ilişkin kayıtlar ile yapı kooperatiflerinin üye bilgilerini isteyebilir.

Denetim sırasında şirkete yazı gönderilerek avukatlık sözleşmesi, sözleşmenin baro siciline kaydedildiğini gösteren belge, serbest meslek makbuzları veya bordrolar talep edilebilir. Şirketin yalnızca avukatla çalıştığını beyan etmesi yeterli olmayabilir. Yazılı sözleşmenin tarihi, tarafların imzaları, ücretin tarifeye uygunluğu ve ödemenin belgelendirilmesi birlikte incelenir. Bu noktada ticaret sicili kayıtları ile sözleşme ve ödeme belgelerindeki tarihlerin birbiriyle uyumlu olması önemlidir.

İlgili baro yükümlülüğün ihlal edildiği kanaatine ulaşırsa doğrudan idari para cezası kesmez. Yönetmelik uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunur. İdari yaptırım kararı verme yetkisi Cumhuriyet savcısına aittir. Savcılık, şirketin yükümlülük kapsamında bulunup bulunmadığını, hangi aylarda sözleşmeli avukatının olmadığını ve savunma belgelerini değerlendirerek karar verir.

İdari para cezası, avukatsız geçen her ay için ayrı ayrı hesaplanır. Bu nedenle denetimin geç başlaması, geçmiş dönemlerin değerlendirme dışında kalacağı anlamına gelmez. Şirket; sermaye değişikliği kayıtlarını, kooperatif üye listesini, sözleşmeleri, baro teslim belgelerini, makbuz veya bordroları ve avukat değişiklik tarihlerini sunarak hangi dönemlerde yükümlülüğün yerine getirildiğini açıklayabilir.

İdari yaptırım kararının tebliğinden sonra 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi gereğince on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Başvuruda şirketin kapsam dışında olduğu, geçerli sözleşmesinin bulunduğu, ihlal döneminin yanlış hesaplandığı veya tebligat ve yetki yönünden hukuka aykırılık bulunduğu ileri sürülebilir. Süre takibinin önemi, trafik idari para cezalarına itiraz süreçlerinde olduğu gibi burada da belirleyicidir; ancak uygulanacak özel hüküm Avukatlık Kanunu’dur.

Uygulanan yaptırım idari para cezasıdır. Bu nedenle tek başına ceza mahkûmiyeti veya adli sicil kaydı doğurmaz. Bununla birlikte karar kesinleştiğinde kamu alacağı olarak tahsil süreci gündeme gelebilir.

Avukat Bulundurmamanın Cezası ve Hukuki Riskleri

Avukat bulundurmamanın temel yaptırımı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde düzenlenen idari para cezasıdır. Hükme göre zorunluluğa uymayan kuruluşlara, sözleşmeli avukat bulundurmadıkları her ay için, fiil tarihinde yürürlükte bulunan aylık brüt asgari ücretin iki katı tutarında ceza uygulanır. Ceza hesabında net asgari ücret veya işveren maliyeti değil, aylık brüt asgari ücret esas alınır.

1 Ocak-31 Aralık 2026 dönemi için aylık brüt asgari ücret 33.030 TL’dir. Buna göre 2026 yılında avukatsız geçirilen her ay için uygulanabilecek idari para cezası 66.060 TL’dir. Üç aylık kesintisiz ihlal döneminde yalnızca bu kanuni hesap üzerinden toplam tutar 198.180 TL’ye ulaşabilir. Her ayın ayrı ihlal dönemi olarak değerlendirilmesi, gecikmenin mali sonucu hızla artırmasına neden olmaktadır.

İdari para cezası kural olarak yükümlü anonim şirkete veya yapı kooperatifine uygulanır. Yönetim kurulu üyelerine ya da şirket yöneticilerine aynı tutarın kendiliğinden ve kişisel olarak kesilmesi söz konusu değildir. Bununla birlikte yöneticilerin yükümlülüğü bilerek yerine getirmemesi, şirkete ceza ve başka zararlar doğurması hâlinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne ilişkin hükümleri kapsamında şirket içi sorumluluk tartışması ortaya çıkabilir. Bu sorumluluk otomatik olmayıp kusur, zarar ve illiyet bağı(sebep-sonuç ilişkisi) birlikte değerlendirilir.

Avukat bulunmaması, şirketin yaptığı bütün sözleşmeleri, genel kurul kararlarını veya açtığı davaları kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Kanunun doğrudan öngördüğü yaptırım idari para cezasıdır. Öte yandan sürekli hukuki kontrolün bulunmaması; sözleşmelerde hak kaybına yol açabilecek hükümlerin fark edilmemesi, dava ve itiraz sürelerinin kaçırılması, ticaret sicili işlemlerinin eksik yürütülmesi veya alacakların zamanında takip edilmemesi gibi uygulama risklerini artırabilir.

Bu tür eksiklikler nedeniyle şirketin zarara uğraması durumunda yöneticiler, çalışanlar veya sözleşmenin diğer tarafları arasında ayrıca sorumluluk uyuşmazlıkları doğabilir. Zararın giderilmesine ilişkin genel çerçeve, maddi tazminat taleplerinin şartları kapsamında kusur, zarar ve sebep-sonuç ilişkisi üzerinden incelenir.

Ayrıca sözleşme düzenlenmiş olsa bile avukatlık ücretinin yürürlükteki tarifenin altında belirlenmesi, ödemenin hiç yapılmaması veya yıl sonu makbuz ve bordrolarının baroya sunulmaması yükümlülüğün eksiksiz yerine getirildiğini göstermeyebilir. Bu nedenle yalnızca imzalı bir sözleşmenin bulunması değil, sözleşmenin mevzuata uygun ve fiilen uygulanıyor olması gerekir.

Şirketlerde Avukat Zorunluluğu Hakkında Sık Sorulanlar

Limited şirketler 2026’da avukat bulundurmak zorunda mıdır? Hayır. Limited şirketler, sermayeleri 1.250.000 TL’den fazla olsa bile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesindeki özel zorunluluğun kapsamında değildir. Yükümlülük, bu hüküm yönünden belirli sermaye sınırına ulaşan anonim şirketler ile yüz veya daha fazla üyeli yapı kooperatiflerine uygulanır.

Şirketin kadrolu avukat çalıştırması şart mıdır? Hayır. Avukat şirketin işçisi olarak bordrolu çalışabileceği gibi, bağımsız avukatlık hizmeti sözleşmesiyle de görev yapabilir. Her iki durumda da sürekli hizmet ilişkisinin yazılı olması, ücretin asgari tarifeye uygun belirlenmesi, sözleşmenin avukatın kayıtlı olduğu baroya sunulması ve ödemelerin makbuz veya bordroyla belgelenmesi gerekir.

Avukata verilen vekâletname tek başına yeterli midir? Hayır. Vekâletname, avukatın şirketi belirli hukuki işlemlerde temsil etmesine imkân verir; sürekli avukatlık sözleşmesinin ve baro kaydının yerine geçmez. Aynı şekilde yalnızca dava dosyası için yapılmış ücret sözleşmesi de sürekli hukuki hizmet yükümlülüğünü her durumda karşılamaz.

Bir avukat birden fazla şirkete hizmet verebilir mi? Avukatlık Kanunu’nda bunu genel olarak yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak her şirket için hizmet kapsamı ve ücret ilişkisinin açık biçimde düzenlenmesi, çıkar çatışması bulunmaması, mesleki bağımsızlığın korunması ve işlerin gereği gibi yürütülebilmesi gerekir.

Şirketin hiç davası veya hukuki uyuşmazlığı yoksa zorunluluk devam eder mi? Evet. Zorunluluk dava sayısına değil, anonim şirketin sermaye tutarına veya yapı kooperatifinin üye sayısına bağlanmıştır. Şirketin pasif durumda olması, gelir elde etmemesi ya da belirli bir süre işlem yapmaması tek başına muafiyet sağlamaz.

Avukat değiştirildiğinde ne yapılmalıdır? Eski sözleşmenin sona erme tarihi ile yeni sözleşmenin başlangıcı arasında boşluk bırakılmamalıdır. Yeni sözleşme, yeni avukat tarafından kayıtlı olduğu baroya sunulmalı; önceki sözleşmenin feshi, yeni sözleşme, makbuzlar ve bordrolar birlikte saklanmalıdır.

Sermaye sınırı ilerleyen yıllarda değişebilir mi? Anonim şirketler yönünden eşik, Türk Ticaret Kanunu’ndaki asgari sermayenin beş katına bağlıdır. Asgari sermaye tutarı değiştirildiğinde avukat bulundurma sınırı da yeniden hesaplanabilir. Bu nedenle yalnızca kuruluş tarihindeki rakama değil, yürürlükteki güncel düzenlemeye bakılmalıdır. Şirketlerde avukat zorunluluğuna ilişkin güncel açıklamalar bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top