Yargıtay Ceza Genel Kurulu, pitbull köpeğiyle kovalanıp yere yatırılarak dört kişi tarafından dövülen sanığın bıçakla karşılık vermesini meşru savunma saydı ve beraat gerektiğine karar verdi. Genel Kurul 25 Mart 2026 kararında saldırının ciddi ve haksız olmasını, saldırganların sayı ve tehlikelilik üstünlüğünü esas aldı. Yaklaşık on saniye süren olayda savunmanın saldırıyla eş zamanlı kalmasını ve sanığın saldırganlar kaçınca durmasını da gözetti. Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüsten verilen 7 yıl 6 ay hapis cezası oy çokluğuyla bozuldu; karşı oylardan biri sınırın aşıldığını, diğeri meşru savunmanın oluşmadığını savundu.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu pitbull saldırısındaki mahkûmiyeti hangi gerekçeyle bozdu?
Genel Kurul, saldırıya ve savunmaya ilişkin şartları kamera kaydıyla belirlenen olay akışı üzerinden ele aldı ve hepsinin gerçekleştiği sonucuna vardı. Kararın belirleyici gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“Katılan ve üç arkadaşının bağı çözülmüş Pitbull cinsi köpekle birlikte başlattıkları söz konusu saldırının, sanığın yaşamına ve vücut bütünlüğüne yönelik ciddi ve haksız bir nitelik taşıdığı açıktır. Saldıranların, sayı, fiziki üstünlük ve tehlikelilik bakımından daha üstün olmaları nedeniyle bıçak kullanan sanığın, saldırıyı o anki hâl ve koşullara göre defetme ve kendisini savunma zorunluluğu içinde olduğunda şüphe yoktur. Oluşa göre silahların eşitsizliğinden veya sanığın avantajlı konuma geçmesinden söz edilemez.”
“Ayrıca kamera kayıtlarına göre saldırının başı ve sonu arasında yaklaşık on saniye geçmesine nazaran savunma hareketlerinin saldırı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği ve sanığın içinde bulunduğu şartlar itibarıyla saldırıyı def edecek ölçüde olduğu kabul edilmelidir.”
Genel Kurul savunmanın ölçüsünü ayrıca tartıştı ve sanığın sınırı da aşmadığını kabul etti:
Karar metninden
“Diğer yandan, saldırı ve savunma arasındaki oldukça kısa süre içerisinde elindeki bıçağı yerdeyken rastgele savurduğu sırada kafasına aldığı darbeler nedeniyle katılan ve arkadaşının yaralandığını fark etmediğini savunan sanığın, katılan ve arkadaşlarının kendisinden uzaklaşıp olay yerinden koşarak kaçmaya başladıklarını görmesiyle savunma mahiyetindeki hareketlerini yerden kalktıktan bir iki saniye sonra durdurması karşısında; meşru savunmanın sınırını, savunma hareketlerinin süresi, oranı ve şiddeti bakımından da aşmadığının kabulü gerekmektedir.”
Genel Kurul bu gerekçeyle hükmü şöyle kurdu:
Hüküm fıkrası
“1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01.02.2023 tarihli ve 9435-215 sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,”
“2- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15.10.2021 tarihli ve 367-2255 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanığın katılan […]’a yönelik eyleminin meşru savunma şartları altında gerçekleştirdiğinin anlaşılması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,”
“4- Dosyanın, CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.”
Hüküm fıkrasının 3. bendi, onama kararıyla kesinleşen mahkûmiyetin infazını durdurdu. Sanık bu suçtan cezaevine alınmışsa ve başka bir suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhâl serbest bırakılması için yazı yazılmasına karar verildi.
Meşru savunmanın şartları nelerdir, Genel Kurul hangilerini aradı?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 25. maddesi, haksız bir saldırıyı defetmek zorunluluğuyla işlenen fiil için faile ceza verilmeyeceğini düzenler. Saldırı faile veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olmalıdır; savunma o anki hâl ve koşullara göre saldırıyla orantılı kalmalıdır. Genel Kurula göre meşru savunma bir hukuka uygunluk nedenidir ve fiili suç olmaktan çıkarır. Bu yüzden şartlar gerçekleşirse sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesi ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilir.
Kararda saldırıya ilişkin dört şart sayılır: bir saldırı bulunmalı, saldırı haksız olmalı, meşru savunmayla korunabilecek bir hakka yönelmeli ve savunmayla eş zamanlı olmalıdır. Savunmaya ilişkin üç şart ise savunmanın zorunlu olması, saldırana karşı yapılması ve saldırıyla savunma arasında oran bulunmasıdır. Zorunluluk, hakkı korumak için savunmadan başka imkân bulunmaması demektir. Genel Kurul bu şartların hepsinin birlikte gerçekleşmesini arar.
Bu dosyada oran şartı, bıçak ile saldırganların sayısı, fiziki üstünlüğü ve yanlarındaki köpek birlikte karşılaştırılarak değerlendirildi. Eş zamanlılık şartını ise Genel Kurul, kamera kaydında saldırının başı ile sonu arasında geçen yaklaşık on saniyeye dayandırdı.
Meşru savunmada sınırın aşılması beraatten nasıl ayrılır?
Sınırın aşılması TCK 27’de düzenlenir ve Genel Kurula göre bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Fiil suç olmaya devam eder; yalnız failin kusurluluğu azalır veya ortadan kalkar. Bu nedenle sonuç beraat değil, indirimli ceza ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır.
TCK 27/1’e göre sınır kast olmaksızın aşılmışsa ve fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suçun cezasının altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hüküm kurulur. TCK 27/2 yalnız meşru savunmaya özgüdür: sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez ve CMK 223/3-c uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı kurulur.
Genel Kurul 27/2 için meşru savunmayla korunabilecek bir hakkın ve saldırıya ilişkin şartların bulunmasını, oran şartının savunma lehine aşılmasını arar. Aşmanın mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan kaynaklanması da gerekir; sınırın kasten aşılıp aşılmadığına bakılmaz. Fail saldırıyı defetmekten çok öfke veya kin duygusuyla hareket etmişse bu hüküm uygulanmaz; Genel Kurula göre o hâlde ancak haksız tahrik (TCK 29) gündeme gelebilir. Somut olayda çoğunluk sınırın hiç aşılmadığını kabul ettiği için 27. maddeyi uygulamadı.
Pitbull saldırısında yerel mahkeme ve istinaf sanığa hangi cezayı vermişti?
Olaydan bir hafta önce, 7 Aralık 2015’te apartman yöneticisi olan sanık, pitbull cinsi köpeği apartmana getiren ve sonradan davada katılan sıfatı alan kişiyle tartışmıştı. Tartışma kavgaya dönüşmüş, katılan ve bir arkadaşı köpekle birlikte sanığa saldırıp onu yaralamıştı. 14 Aralık 2015’te fatura yatırmak için evden çıkan sanık, katılan ve arkadaşlarıyla tesadüfen karşılaştı. Genel Kurulun kabulüne göre sanık tahrike aldırmadan yürümeye devam etti; dört kişi onu tasması salınmış köpekle kovaladı, yakalayınca yere yatırıp birlikte darp etti.
Yerdeki sanık bıçağı rastgele savurdu. Katılan iki darbe aldı: sol göğsünden giren ve kalbine ulaşan darbe hayati tehlikeye yol açtı, diğer yarası basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikteydi. Saldırganlardan bir başkası karnından basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralandı. Sanığın başında, göğsünde ve bacağında hafif yaralar, sağ elinin beşinci parmağında ise basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyen bir yaralanma vardı.
Kamera kaydına göre ayağa kalkan sanık, uzaklaşan saldırganlardan birine bir kez daha bıçak salladı ama isabet ettiremedi. Onların gittiği yöne bir iki adım daha attıktan sonra ters yöne dönüp telefonla konuşmaya başladı.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 13 Kasım 2020’de eylemi, katılanın hayatını tehlikeye sokan kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli saydı. Haksız tahrik ve takdiri indirim uygulayarak 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi 15 Ekim 2021’de bu hükmü kaldırdı ve sanığı teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 1 Şubat 2023’te hükmü oy çokluğuyla onadı; karşı oy kullanan üyeler haksız tahrik indiriminin en üst sınıra yakın oranda yapılması gerektiğini savundu.
Sanığın ikinci saldırganı yaralamasından verilen mahkûmiyet ile saldırganlar hakkında sanığı yaralamaktan kurulan hükümler daha önce kesinleşmişti. Genel Kurulun incelemesi yalnız katılana yönelik eylemle sınırlıydı.
Haksız tahrik itirazıyla gelen dosyada Genel Kurul neden önce meşru savunmayı inceledi?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23 Mart 2023’te onama kararına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz yoluna başvurdu. İtiraz, iki ayrı günde süregelen ve ağırlaşan haksız eylemler karşısında haksız tahrik indiriminin yarı oranında değil, dörtte üç oranında yapılması gerektiği gerekçesine dayanıyordu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 26 Nisan 2023’te itirazı oy çokluğuyla yerinde görmedi ve dosya CMK 308 uyarınca Ceza Genel Kuruluna gönderildi.
Uyuşmazlık tahrik oranına ilişkindi; ancak Genel Kurul, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca önce sınırın aşılması ve suçun niteliği gibi öncelikli konuları ele alacaktı. Müzakerede bazı üyelerin eylemin meşru savunma kapsamında kalıp kalmadığının tartışılmasını istemesi üzerine ilk olarak bu soru incelendi. Meşru savunma kabul edilince itiraz değişik gerekçeyle kabul edildi ve diğer uyuşmazlık konuları değerlendirilmedi.
Dosya, CMK 304/2 uyarınca yeniden incelenip hüküm kurulmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilecektir. Bozma kararı tek başına beraat hükmü değildir; Bölge Adliye Mahkemesi, CMK 307 uyarınca ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorduktan sonra yeni hükmü kurar.
Karşı oy kullanan üyeler meşru savunma sonucuna neden katılmadı?
Karşı oyda kalan bir grup üye, saldırıya ilişkin şartların ve eş zamanlılığın gerçekleştiğini kabul etti. Bu üyelere göre kendisinden genç ve güçlü saldırganlar karşısında tek başına kalan sanık mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş içindeydi. Ancak darbelerin sayısı, vücuttaki yeri ve ağırlığı ile iki kişinin yaralanması savunmayı ölçüsüz kıldı. Üyeler, ayağa kalkıp uzaklaşmak isteyen saldırganlara yönelik hamlelerin sürdüğünü de vurguladı ve TCK 27/2 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğini savundu.
Bir üye ise TCK 25’teki meşru savunma şartlarının bulunmadığı görüşündeydi; bu görüşün gerekçesi kararda yer almıyor. Çoğunluk savunmanın süresine ve sanığın durduğu ana bakarak sınırın aşılmadığını kabul etti. İlk karşı oy ise darbelerin sayısını, yerini ve ağırlığını, yaralanan kişi sayısını esas alarak sınırın aşıldığı sonucuna vardı.
Kendini savunurken saldırganı yaralayan kişinin dosyasında hangi olgular belirleyici olur?
Bu kararda sonucu saldırının kimden başladığı, saldırganların sayısı ve yanlarındaki köpek, savunmanın yaklaşık on saniyelik saldırı içinde kalması ve sanığın saldırganlar kaçınca durması belirledi. Karşı oylar, aynı olayda sınırın aşıldığı ya da meşru savunmanın hiç oluşmadığı sonucuna da varılabildiğini gösteriyor.
Benzer bir suçlamayla karşılaştıysanız olayı gören kamera kayıtlarının soruşturmanın başında dosyaya alınmasını isteyin; bu kararda saldırının başlangıcı, süresi ve sanığın ne zaman durduğu kamera kaydından saniye saniye belirlendi. Kendi yaralanmanızı adli muayene raporuyla belgeletin. Daha önce aynı kişilerden saldırı veya tehdit gördüyseniz bunu gösteren kayıtları da sunun; bu dosyada bir hafta önceki köpekli saldırı olay akışının parçası olarak değerlendirildi. Şüpheli, ilk ifadesi dâhil soruşturmanın her aşamasında ceza davalarında müdafi yardımı alabilir.
Onama kararıyla kesinleşen bir hükme karşı sanık doğrudan itiraz edemez; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından Ceza Genel Kuruluna itiraz etmesini isteyebilir. 31 Temmuz 2026’da yayımlanan 7589 sayılı Kanun’la değişen CMK 308’e göre Başsavcı bu itirazı re’sen veya sanık, katılan gibi kanunda sayılan kişilerin istemi üzerine yapabilir; sanık lehine itirazda süre aranmaz.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
