
Tenkis davası nedir?
Tenkis davası, miras hukukunda saklı paylı mirasçıların, miras bırakanın tasarruflarının saklı paylarını ihlal ettiği durumlarda başvurabileceği hukuki bir süreçtir. Bu dava ile mirasçı, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan ölüme bağlı tasarruflarının ve sağlararası kazandırmalarının saklı payına uygun ölçüye indirilmesini mahkemeden talep eder.
Hukuk sistemimize göre bir kişi, ölümünden sonra geride bırakacağı mirası kimin alacağını belirleme özgürlüğüne sahiptir. Ancak saklı paylı mirasçılar bu özgürlüğün sınırını oluşturur: miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufları ve sağlığında yaptığı kazandırmalar karşısında saklı paylarını korurlar.
Mevzuatta, miras bırakanın saklı pay mirasçılarının haklarını ihlal etmesi doğrudan bir geçersizlik sebebi olarak düzenlenmemiştir. Yani saklı paylar ihlal edilse bile, mirasçılar miras bırakanın iradesine saygı gösterebilirler. Ancak mirasçılar bu durumu kabul etmez ve haklarını korumak isterlerse, tenkis davası açarak bu hakkı kullanabilirler. Mahkeme talebi kabul ederse, tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmalar saklı payı tamamlayacak ölçüde indirilir.
Saklı Pay ve Saklı Pay Sahibi Mirasçılar
Saklı pay, miras bırakanın belirli mirasçılarına bırakmak zorunda olduğu asgari miras payını ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre bu payların toplamı, miras bırakanın serbest tasarruf hakkını sınırlar. Saklı paylı mirasçılar ve oranları Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesine göre belirlenmiştir:
- Altsoy: Miras bırakanın çocukları ve onların altsoyları (torunları). Altsoy için saklı pay, yasal miras payının yarısı (1/2) oranındadır.
- Ana ve Baba: Miras bırakanın anne ve babası, her biri için yasal miras payının dörtte biri (1/4) oranında saklı paya sahiptir.
- Eş: Sağ kalan eşin saklı payı, hangi zümre ile birlikte mirasçı olduğuna bağlı olarak değişir. Eğer sağ kalan eş, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçıysa, yasal miras payının tamamı saklı pay olarak kabul edilir. Diğer durumlarda, yasal miras payının dörtte üçü (3/4) saklı pay olarak belirlenmiştir.
Miras Hesaplama Aracı Miras Payı Nasıl Hesaplanır ?
Miras Hesaplama Tablosu
© 2024 Avukat Muhammet Ali BEYHAN
Birinci ve ikinci zümreye ait miras paylaşımı açısından faydalı olduğunu düşündüğümüz tarafımızca yazılan araç ile kabaca terekenin paylaşımı hakkında faydalanabilirsiniz. Ancak detaylı ve kesin bilgiyi ancak bir avukatın verebileceği asla unutulmamalıdır.
Saklı pay oranları nasıl hesaplanır?
Saklı pay oranları, mirasçının yasal miras payı üzerinden hesaplanır. Bu nedenle önce yasal pay bulunur, ardından Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesindeki oran uygulanır.
Altsoy İçin Saklı Pay Oranı: Bir miras bırakanın mirası yalnız iki çocuğuna kalıyorsa, kardeşler arasında miras paylaşımında her bir çocuğun yasal payı mirasın yarısıdır; saklı payı ise bunun yarısı olduğundan her bir çocuk mirasın 1/4’ünü saklı pay olarak talep edebilir.
Ana ve Baba İçin Saklı Pay Oranı: Miras bırakanın yalnız anne ve babası sağ ise, her birinin yasal payı mirasın yarısıdır; saklı payı bunun dörtte biri olduğundan her biri mirasın 1/8’ini saklı pay olarak talep edebilir.
Eş İçin Saklı Pay Oranı: Sağ kalan eşin yasal payı, altsoyla birlikte mirasçı olduğunda mirasın dörtte biri, ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda mirasın yarısıdır. Bu iki durumda saklı payı yasal payının tamamı, yani sırasıyla mirasın 1/4’ü ve 1/2’sidir. Diğer durumlarda eşin saklı payı yasal miras payının dörtte üçüdür.
Örneğin, bir miras bırakanın eşi ve iki çocuğu varsa, yasal paylara göre mirasın dörtte biri eşe, kalan dörtte üçü çocuklara eşit olarak kalır. Bu durumda eşin saklı payı mirasın 1/4’ü, her bir çocuğun saklı payı ise yasal payı olan 3/8’in yarısı, yani mirasın 3/16’sıdır.
Miras bırakanın çocuğu yoksa ve anne ile babası sağ ise, mirasın yarısı eşe, kalan yarısı ise anne ve baba arasında paylaştırılır. Bu durumda eşin saklı payı yasal payının tamamı, yani mirasın yarısıdır. Anne ve babanın her birinin yasal payı mirasın 1/4’ü olduğundan, saklı payları bunun dörtte biri, yani her biri için mirasın 1/16’sıdır.
Miras bırakan mirasın ne kadarında serbestçe tasarruf edebilir?
Miras bırakan, saklı paylı mirasçılarının saklı payları dışında kalan kısım üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir. Tasarruf oranı, saklı payların toplamının terekeden çıkarılmasıyla belirlenir.
Örneğin, miras bırakanın yalnız bir oğlu ve bir eşi varsa, mirasın dörtte biri eşe, dörtte üçü oğluna kalacaktır. Bu durumda eşin saklı payı yasal payının tamamı, yani mirasın 1/4’ü; oğlun saklı payı ise yasal payının yarısı, yani mirasın 3/8’idir. Miras bırakan, kalan 3/8 üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir.

Tereke nasıl hesaplanır?
Tereke, miras bırakanın ölümüyle birlikte geride bıraktığı malvarlığıdır. Tasarruf edilebilir kısım, terekenin miras bırakanın ölüm günündeki durumuna göre hesaplanır; net tereke, saklı payların ve tasarruf oranının hesabının temelidir.

Tereke Aktiflerinin Belirlenmesi: Tereke aktifleri, miras bırakanın sahip olduğu tüm malvarlığı değerleridir. Bunlar arasında taşınmazlar (ev, arazi), taşınır mallar (araç, mücevher), banka hesaplarındaki paralar, alacaklar ve diğer değerli varlıklar yer alır. Aktifler, miras bırakanın ölüm anındaki değerleri üzerinden hesaplanır; ölümden sonraki değer artış veya azalışları dikkate alınmaz.
Tereke Pasiflerinin Belirlenmesi: Tereke pasifleri, miras bırakanın borçları ve diğer yükümlülükleridir. Bunlar arasında kişisel borçlar, kredi borçları, ipotekli borçlar, cenaze masrafları, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri yer alır. Ayrıca, miras bırakanla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri de terekeden indirilir.
Sağlararası Kazandırmaların Eklenmesi: Türk Medeni Kanunu’nun 508. maddesine göre, miras bırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tabi oldukları ölçüde tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir. Örneğin, miras bırakanın sağlığında oğluna yaptığı bir taşınmaz devri tenkise tabi bir kazandırma ise, taşınmazın değeri terekeye eklenir ve tasarruf oranı bu eklemeye göre hesaplanır.
Net Tereke Hesaplaması: Net tereke, tereke aktiflerinden tereke pasiflerinin çıkarılması ve tenkise tabi sağlararası kazandırmaların eklenmesiyle bulunur. Örneğin miras bırakanın ölüm anında 1.000.000 TL değerinde bir ev, 500.000 TL değerinde bir arazi ve 200.000 TL nakit parası olduğunu varsayalım. Miras bırakanın 300.000 TL kredi borcu, 50.000 TL cenaze masrafı ve 20.000 TL mühürleme ve yazım gideri varsa, toplam pasifleri 370.000 TL olur. Ayrıca, miras bırakanın sağlığında oğluna yaptığı 150.000 TL değerindeki bir bağış tenkise tabi ise, bu bağış terekeye eklenir. Bu durumda, net tereke (1.700.000 – 370.000 + 150.000) 1.480.000 TL olarak hesaplanır.
Net tereke ve saklı paylar belirlendikten sonra mirasçılar paylaşımı yazılı bir miras taksim sözleşmesi ile yapabilir; anlaşamazlarsa her mirasçı terekedeki malların paylaştırılmasını Türk Medeni Kanunu’nun 642. maddesine göre sulh mahkemesinden isteyebilir.
Hangi tasarruflar tenkise tabidir?
Tenkise Tabi Tasarruflar: Miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarrufları, saklı payları ihlal ettiği ölçüde tenkise tabi tutulur. Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesi, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi sağlararası kazandırmaları ayrıca sayar. Tenkise tabi tasarruflar şunlardır:
- Ölüme Bağlı Tasarruflar: Miras bırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi ile yaptığı ölüme bağlı tasarruflar, saklı payları ihlal ettiği ölçüde tenkise tabi tutulur. Örneğin, miras bırakan tüm malvarlığını bir hayır kurumuna vasiyet etmişse, saklı paylı mirasçılar bu tasarrufun saklı paylarını ihlal ettiğini ileri sürerek tenkis davası açabilirler.
- Sağlararası Kazandırmalar: Miras bırakanın mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yaptığı sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna yaptığı kazandırmalar ve alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi gibi kazandırmalar, saklı payları ihlal ettiği ölçüde tenkise tabidir.
- Bağışlamalar: Özellikle, miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapılan bağışlamalar, saklı payları ihlal ettiği ölçüde tenkise tabi tutulur. Örneğin, miras bırakan ölümünden bir yıl önce değerli bir mülkü bir arkadaşına bağışladıysa ve bu bağış saklı payları ihlal ediyorsa, bu bağış tenkise tabi tutulabilir.
Tenkis Davasında Sıra: Türk Medeni Kanunu’nun 570. maddesi, tenkis davasında tenkisin hangi sıraya göre yapılacağını düzenler. Buna göre, tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse en yeni tarihliden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.
Örneğin, miras bırakan iki çocuğu ve eşi varken bir vasiyetnameyle tüm malvarlığını bir kişiye bırakmış ve sağlığında da bağışlar yapmışsa, mahkeme önce vasiyetnameyle yapılan kazandırmayı tenkis ederek saklı payları tamamlamaya çalışır. Bu yeterli olmazsa, sağlığında yapılan kazandırmalara en yenisinden başlayarak gidilir.
Tenkis davasını kimler açabilir?
Saklı Paylı Mirasçılar: Tenkis davası açma hakkına sahip olan başlıca kişiler saklı paylı mirasçılardır. Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesi uyarınca bunlar miras bırakanın altsoyu (çocukları ve torunları), ana ve babası ve sağ kalan eşidir. Dava, miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir.
Saklı Paylı Mirasçıların Alacaklıları ve İflas Masası: Türk Medeni Kanunu’nun 562. maddesi uyarınca, saklı payı zedelenen mirasçı, iflası hâlinde iflas idaresinin veya ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası açmazsa, iflas idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler.
Tenkis Davasında Kanuni Temsilciler: Fiil ehliyetine sahip olmayan saklı paylı mirasçılar için tenkis davasını açacak kişi, bu kimselerin kanuni temsilcileridir. Bu davayı açmak, kanuni temsilci açısından yalnızca bir yetki değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Bu yükümlülüğünü ihmal eden kanuni temsilci, mirasçının uğrayacağı zararlar nedeniyle sorumlu tutulabilir.
Örneğin, miras bırakanın bir çocuğu vasiyetname ile miras dışı bırakıldığını öğrendiğinde, bu çocuk tenkis davası açma hakkına sahiptir. Eğer bu çocuk reşit değilse, kanuni temsilcisi (veli veya vasi) onun adına tenkis davası açmalıdır. Ayrıca, bu çocuk borçları nedeniyle zor durumda ise ve alacaklıları ellerinde aciz belgesi varsa, alacaklılar da tenkis davası açabilir.
Tenkis davası hangi mahkemede açılır?
Yetkili Mahkeme: Tenkis davasında yetkili mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 576. maddesine göre miras, miras bırakanın yerleşim yerinde açılır ve tasarrufların tenkisi davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Miras bırakanın son yerleşim yeri Türkiye’de değilse 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre dava, terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Görevli Mahkeme: Tenkis davalarında görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Örneğin, İstanbul’da ikamet eden ve orada vefat eden bir miras bırakanın mirası ile ilgili tenkis davası İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır. Miras bırakanın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa ve Antalya’da bir taşınmazı bulunuyorsa, Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili olacaktır.
Tenkis davası açma süresi ne kadardır?
Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi, tenkis davalarında hak düşürücü süreleri düzenlemektedir. Tenkis davasında iki tür süre bulunmaktadır:
- Bir Yıllık Süre: Saklı paylı mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarının saklı paylarını ihlal ettiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde tenkis davası açmalıdırlar. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, süre geçtikten sonra dava açma hakkı kaybolur.
- On Yıllık Süre: Her halde, vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından (miras bırakanın ölümünden) itibaren on yıl geçtikten sonra tenkis davası açma hakkı sona erer. Bu süre, mirasçılar tarafından bilinse de bilinmese de işler. Örneğin, miras bırakan 2010 yılında vefat etmiş ve tenkise konu tasarruf bir bağışsa, 2020 yılına kadar tenkis davası açılabilir.
Örneğin, miras bırakan 2015 yılında vefat etmiş ve vasiyetname 2016 yılında açılmışsa, vasiyetnameye dayalı tenkis davası açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde ve her halde vasiyetnamenin açıldığı tarihten itibaren on yıl içinde, yani 2026 yılına kadar kullanılmalıdır.

Tenkis davası ile muris muvazaası davası arasındaki fark nedir?
Amaç: Tenkis davasının amacı, miras bırakanın saklı payları ihlal eden tasarruflarının yasal sınırlara indirilmesini sağlamaktır. Muris muvazaası davasının amacı ise, miras bırakanın gerçek iradesi dışında, görünüşte bir işlem yaparak mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı (hileli) işlemlerin iptalini sağlamaktır.
Taraflar: Tenkis davasında davacılar saklı paylı mirasçılardır; davalılar ise miras bırakanın tasarrufları sayesinde mirastan pay alan kişiler veya üçüncü şahıslardır. Muris muvazaası davasında ise davacı genellikle mirasçıdır; davalılar, muvazaalı işlemden yararlanan kişiler ve bu işlemin karşı tarafıdır.
Hukuki Dayanak: Tenkis davası, Türk Medeni Kanunu’nun saklı pay hükümlerine dayanır. Muris muvazaası davası ise, Türk Borçlar Kanunu’nun muvazaa hükümlerine dayanır.
İspat Yükümlülüğü: Tenkis davasında saklı paylı mirasçı, miras bırakanın tasarruflarının saklı paylarını ihlal ettiğini ispat etmek zorundadır. Muris muvazaası davasında ise davacı, miras bırakanın gerçek iradesine aykırı olarak muvazaalı işlem yaptığını ve bu işlemin görünüşte olduğunu ispat etmek zorundadır.
Karar ve Sonuç: Tenkis davasında mahkeme, saklı payları ihlal eden tasarrufları saklı payı tamamlayacak ölçüde indirir. Muris muvazaası davasında ise mahkeme, muvazaalı işlemi iptal eder ve işlemin geçersiz olduğunu tespit eder. Bu durumda, malvarlığı unsurları mirasçılara geri döner veya miras bırakanın gerçek iradesine uygun şekilde paylaştırılır.
Örneğin, miras bırakan taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış göstererek bir arkadaşına devretmiş, oysa karşılık almamışsa görünürdeki satış gerçek iradeyi yansıtmaz; bu işlem muris muvazaası davasına konu olur. Miras bırakan aynı taşınmazı baştan açıkça bağış olarak devretmişse muvazaa yoktur; saklı payı zedelenen mirasçı yalnız tenkis davası açabilir ve Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesindeki bir yıllık ve on yıllık süreler uygulanır. Muvazaalı işlemde ise mirasçı muvazaa iddiasını tenkis süreleriyle bağlı olmadan ileri sürebilir; bunun için işlemin gerçekten muvazaalı olduğunu ispatlaması gerekir.
Tenkis davasında hangi masraflar çıkar, bunları kim öder?
Mahkeme Masrafları: Tenkis davalarında mahkeme masrafları, davanın açılması ve görülmesi sırasında yapılan çeşitli harcamalardan oluşur. Bu masraflar genellikle şu kalemlerden oluşur:
- Harçlar: Tenkis davaları, dava değeri üzerinden hesaplanan nispi harçlara tabidir. Dava dilekçesinde dava değeri gösterilir; yargılama sırasında belirlenen değer daha yüksek çıkarsa 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesine göre eksik peşin harç bir sonraki duruşmaya kadar tamamlanmadıkça davaya devam edilmez.
- Keşif ve Bilirkişi Ücretleri: Miras bırakanın malvarlığının değerinin belirlenmesi veya diğer teknik konularda bilirkişi raporlarına ihtiyaç duyulabilir. Bu durumda, bilirkişi ücretleri ve keşif masrafları da mahkeme masraflarına dahil edilir.
- Posta ve Tebligat Masrafları: Dava sürecinde gerekli tebligatların yapılması ve mahkeme kararlarının tebliği için posta masrafları talep edilebilir.
- Dosya ve Başvuru Ücretleri: Davanın açılması ve çeşitli aşamalarında mahkeme dosyasına yapılacak başvurular için belirli ücretler ödenir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 120. maddesi, harçları ve gider avansını dava açarken yatırma yükünü davacıya verir. Karar verilirken yargılama giderleri HMK 326 uyarınca kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yüklenir; tenkis talebi kısmen kabul edilirse giderler tarafların haklılık oranına göre paylaştırılır. Vekille takip edilen davada kanuna göre takdir edilen vekâlet ücretine de HMK 330 uyarınca taraf lehine hükmedilir. Giderleri kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zorlaştırmadan ödeyemeyecek kişi, talebi açıkça dayanaksız değilse HMK 334’e göre adli yardım isteyebilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
